Adatepe köyü adeta Rembetiko sahnesi

Kaz dağlarının eteklerine kurulu şirin köy Adatepe bir zamanlar bir arada yaşayan Rum ve Türklerin günümüze kalmış bir mirası. İstanbul’da tükenmişlik sendromu yaşayan enteller buradan evler alıp restore eder, yaşamaya başlar  köy halkı ile birlikte 427 kişilik bir kültür bütünü oluşturur. Bu köyün en kıymetli özelliği ise “betonun” olmamasıdır.

20160221_172730

20160221_162514İda yamaçlarında kurulan bu köyün romantik pastoral  güzelliği ayrı. Küçükkuyu’dan itibaren zeytin bahçeleri arasında kıvrıla kıvrıla tepeyi tırmanıp enfes körfez manzarası ayrı güzel. Zeus altarı civarında çam ve badem  ağaçları, gün batımı manzarası, tepeler ayrı güzel. Ancak benim için köyün en kıymetli yönü Rembetiko’nun hüzünlü güzelliğini hissettiğim sahne gibi olması.Bir iki gün de olsa kendimi yavaş akan bir tiyatro sahnesinde, Rembetiko filminin içinde hissettim.

Amerikada “Blues of the Greek refugees” diye ünlenen Rembetiko müziği için Yunan arabeski demek mümkün bence 🙂 ama esas kalbimde taht kurması Rembetiko filmini izlememle birliktedir. Oradaki can alıcı sahneyi hatırlayanlarınız vardır. Yorgo Marika’ya rembetiko söylemen için güzel sesinin olması gerekmez, acıyı hissetmen gerekir demesi ile Marika acı dolu geçmişini hatırlar, acıyı iliklerinde hisseder ve iç titrenen sesiyle kaigomai kaigomai’i söylemeye başlar.

Filmde bol bol acı en ufak bir ajitasyona gitmeden anlatılır. İzmir’de bir tavernanın arka odasında doğan Marika’nın mübadele ile Atina’ya göçü, orada yaşadığı derin yoksulluk, itilmişlik, işsizlik konuları işlenir… İki parça kemik yiyebilmek için feda edilen değerler işlenir…

Bir zamanlar 500 hanenin yaşadığı Adatepe’de  fırın, bakkal, berber, kunduracı,zeytinyağı fabrikası hatta meyhane varmış. Meyhane’de Rebecca adlı bir rum kızının Refika adını alarak güzel sesiyle şarkı söylediğine dair efsane dilden dile dolaşır. Sonra Refika bir Türk gencine aşık olur 1. dünya savaşının patlak vermesi ile askere giden Necip bey orada ölür. Refika sonrasında Midilliye gider. Bu hikaye ile ilgili de farklı farklı varyasyonları dilden dile dolaşır durur. Adatepede her yerde görebileceğiniz güzel Rum kızı Refika’nın ünlü fotoğrafı ise büyük ihtimal Refikaya ait değildir.

Gidip görülesi, yavaş seyahat edilesi bir yer Adatepe. Gerçek olmadıklarını bile bile efsanelerini dinlemeli, Zeus Altarında mümkünse sevgili ile beraber gün batımını izlemeli…Eğer kışın gidiliyorsa Rum evlerinin ünlü tüm evi ısıtan şöminenin önünde kahve içmeli, küçük köy meydanının asırlık çınarlarının altında da kahvaltı etmeli ya da çay içmeli. Taş örme sokakların arasında tavukları gütmeli, köpek yavrularını sevmeli.

20160221_152507

20160221_170948

20160221_162828

Köydeki yavaş yaşamın en çok keyfini çıkaranlar ise çocuklar. Sabah uyanıp sokaktaki kocamış köpeği ekmekle doyuruyor sonra sıra kedilere yemek vermeye geliyor. Ondan sonra da gelsin  taş kullanarak kale yapmalar. Mehmeti, Ahmeti çağırmalar.. İlkokul 2. sınıfta olduğunu söyleyen bir çocuğa “Büyüyünce ne olmak istersin?” sorusunu yönelttim. Akla hayale gelmeyecek tokat gibi bir cevabı oldu. “Büyümek çok sıkıcı. Ben büyümek istemiyorum ki!”

Bonus rembetiko:

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s