Büyük Valide Han büyüsü / Istanbul’s magical moments on rooftop of Büyük Valide Han

Kim demiş İstanbul hep curcuna hep trafik içinde diye… Hala öyle bazı yerler var ki İstanbulda insan, trafik içinde o sakinlik nasıl olur diye hayret edebiliyor. Örneğin Eminönü, Fatihte  Valide Han çatısına çıktınız mı?   Ya da o civardaki hanların içine şöyle bir girip baktınız mı?  Tarihi duvarlar bir yandan nem ve rutubetle savaşıyor, bir yandan da ağır bakımsızlığın yükünü kaldırıyor. Aynı Türkiye insanı gibi.. Onca bomba, terör tehtidi, politik baskıya rağmen Türkiye insanı da, Büyük Valide Han da dimdik ayakta..

Büyük Valide Han Kösem Sultan tarafından 1651 yılında Çinili camiini finanse etmek için inşa edilir.  Haliçten gemilerle taşınan mallar burada depolanmaya başlar. Sonraları halı dokumacıları, boyacıları, deri ustaları gibi zanaatkarlara  ev sahipliği yapar. Istanbul için ünlü bir film mekanı da olur. James Bond’un Skyfall, Russell Crowe’un Water Diviner filmlerine ev sahipliği yapıyor.

Buraya gitmek isterseniz Mahmutpaşa çakmakçılar yokuşunda ilerlerken önce size nikah şekeri, hacı malzemesi veya sünnet malzemeleri satmaya çalışan Eminönü esnafını geçiyorsunuz. Kapalı çarşıya gelmeden o gizem dolu heybetli Büyük Valide Han kapısını görürsünüz. İçine girince büyü biraz daha artıyor çünkü sayısız kapı, nereye çıktığı belli olmayan tarihi merdivenler karşılıyor sizi. Hele de güneş ışınları kemerli kapılardan süzülünce ortaya çok mistik, enteresan görüntüler çıkabiliyor. Hanın içi bir nevi labirent aslında. Girdikten sonra aslında yapmanız gereken şey bir yanda handa kaybolurken bir yandan kapıcı Mehdi Bey’i bulmak. Mehdi bey Hanın bekçisi / kapıcısı. Biraz bahşiş karşılığında üst çatılara çıkan kocaman ağır demir kapıyı aralıyor.  Ben 1 TL verdim.

Sonrasında da İstanbul’un belkide en güzel manzaralarından birini görüyorsunuz.  Süleymaniye Camii, Eminönü Yeni Camii, Galata köprüsü, Galata kulesi, Boğaziçi köprüsü ve Kızkulesi silüetleri kanatlarınızın altında! Hazerfen misali oluveriyorsunuz.Ben boğazı hiç bu kadar mavi görmemiştim!

Bazıları bu çatılar için tehlikeli diyebiliyor ancak ben biraz dikkatli olduktan sonra herhangi bir tehlike göremedim. Sadece çocuk ile çıkmak iyi bir fikir olmayabilir. Onun dışında tehlikeli olan tek şey hanın bakımsızlığı. Bu kadar güzel bir mirasın bu kadar yıpranmış olması ve bir türlü korumaya alınmaması üzücü…

20160115_14360320160115_142436-0220160115_14145920160115_14124820160115_14124020160115_14080320160115_14075920160115_133012

 

Istanbul has so many magical elements if we sometimes  omit the burden of traffic and crowd. There are some secret hidaways within the city offering amazing jaw dropping scenery. You are amazed at the calm  view within so much traffic and crowd.  The spot I am talking about is the rooftops of Büyük Valide Han (Grand Valide Inn)  The historic walls combat with humidity,damp and neglect but the Inn holds tight  and still standing in good shape. Just like the inhabitants of Turkey. On one side we fight terrorism, exploding bombs, on the other hand political pressure but we are still holding it tight.

Büyük Valide Han is comissioned by famous queen Kösem Sultan in 1651 to build another mosque Çinili mosque. The loads shipped through Golden Horn start to be stored within the walls of the Inn. Later on many artisan craftshops are opened here. Leather workers, carpet veawers, dyers and more.. The Inn also hosts several Holywood filims as James Bond’s Skyfall, Russell Crowe’s Water Diviner.

If you want to go here walk through the streets of Eminönü, Mahmutpaşa and reach to Çakmakçılar street. As you walk along you’ll see many sellers that try to sell you some carpet, bridal clothing, candies, kebabs, circumcision materials or maybe hadji (muslim pilgrimage) stuff.  Just before the Grand Bazaar you see the magical, mysterious door of Büyük Valide Han. As you enter inside the magic continues as you see many old iron doors, sunlight passing through arched walls.  The inn is kind of a labyrenth full of corridors and climbing ledders heading to nowhere known. when you got in here ask for Mr. Mehdi who is the doorkeeper of the Inn. Don’t worry he is quite a famous figure around and he is the one to open the grand iron door to the rooftop. He requests some tip. So I’d suggest you to reserve some Turkish coins.

After you climb to the rooftop you see one of the most magical scenery of Istanbul. Blue Mosque, Eminönü New Mosque, Galata Bridge, Galata tower, Boshporus bridge and Maiden Tower silhuettes are all under your wing. I have never seen the bosphorus waters so blue..

 

Farklı kültürler harmanı, masalsı İstanbul semti: Kuzguncuk

İstanbul’un hızlı şehirleşmesinden uzak kalmayı başarmış güzide, çok güzel evlere sahip, masalsı bir semttir Kuzguncuk..

İddia edildiğine göre semtte herkes birbirini tanır, sabah insanlar birbirine gülerek selam verir, farklı kültürler harman olur, enteli, mahalle esnafı iç içe yaşar. Osmanlı döneminde gayrımüslimlerin yoğun olarak yaşadığı bir boğaz köyü imiş. Daha evvelki Bizans döneminde de adı Kosinitsa imiş. Evliya çelebi’ye göre ise günümüzdeki adını 15. yüzyılda burada yaşayan derviş kuzgun babadan almış.

20151226_133623

20151226_141702

Ana caddesinin çift yönlü heybetli ağaçların olduğu semtte tahta cumbalı köşkler, pervazlardan dışarı bakan rengarenk sardunyalar, çay evleri, yan yana Ermeni, Rum kiliseleri, sinagogu ve camisi ile eski kozmopolit İstanbul anılarının biraz canlı kalmayı başardığı rengarenk bir semt. Eh metropol yaşamdan hiç mi nasibini almamış diye sorarsanız arabaların park edilmediği 1 milimetre sokak kalmamış derim.

20151226_135454

Buket Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanında en ince ayrıntısına kadar resmeder semti. Sonrasında da dizi sektörü el atar buraya. Ekmek Teknesi, Perihan Abla gibi dizilerin çekilmesi ile  semtin ünü artar İstanbullular arasında. Çay içmeye gidenler, öylesine yürümeye gidenler, güzel evlerinde projeleri olan mimarlık öğrencileri bu mini semtte evlere baka baka yürür.. Hele hafta sonları fotoğraf  çekmeye gelenler sayıca artış gösteriyor. O dimdik sokaklarında  herkesin elinde bir fotoğraf makinası.. Öyle telefon filan da değil bildiğiniz en büyük lensli dev profesyonel fotoğraf makineleri. Bazı mahalle sakinleri fotoğraflardan yorulmuş. Evlerinin üstüne “bu evin fotoğrafını çekmek yasaktır” gibi uyarılar asmışlar. Hatta bir mahalle sakini oldukça espirili yaklaşmış ve “bu evin önünde fotoğraf çektiren ayrılır” demiş. Özellikle de gelin, damat fotoğraf çekiminin en uğrak mekanlardan biri olmuş bu semt. Biz kışın ortasında iki fotoğraf çektiren  gelin damat çifti gördüysek yaz mevsimini düşünemiyorum bile 🙂

20151226_135213

Velhasıl, 10 küsür senedir İstanbul’da yaşayan bendeniz ilk defa Kuzguncuk sokaklarında bir cumartesi sabahı yürüyüşü yaptım. Kimsenin evini doğrudan fotoğraflamamaya çalışarak, yüksek sesle konuşmadan, mahalle sakinlerini rahatsız etmemeye çalışarak sokakları arşınladım.

Kedi sakinler için aynı hoşgörüyü gösteremedim onları sevmeye çalıştım. Pek izin verdikleri söylenemez.  Zaten kışın ortasında güneşi gördüklerinden mutlu mutlu güneşleniyorlardı. Pek çok evin kapısının önünde mama ve su olduğunu da belirtmeme gerek yok sanırım.

20151226_135404

Bu esnada ilgisi olup olmadığını bilmiyorum ama karga türleri oldukça yaygın. Tüyleri simsiyah kuzgunlardan görebilmek için bakındım ama kargalardan kendilerini ayırt edemediğim için denk gelip gelmediğme pek emin olamadım. Yine de bol bol şu karga türüne denk gelebilirsiniz bu semtte:

20151226_130436

Semtin diğer bir güzelliği ise oldukça bakımlı sayılabilecek bostanı. Parsel parsel bölünmüş  bostanda mahalleli kendi sarımsağını, lahanasını ekebiliyor ne güzel.

20151226_134219

 

Selimpaşa’nın eski evleri

Selimpaşa İstanbul -Tekirdağ D100 karayolu üzerinde çok sık kez tabelada ismini gördüğüm ama hiç gitmediğim bir yerdi – geçen haftaya kadar. Meğerse Cumhuriyet kurulmadan evvel bir Rum köyü imiş – Yunanca adı da Epivates imiş.

Mübadele döneminde Selanik civarından gelen göçmenler buralara yerleştirilmiş. Şimdilerde köy havası yazlıkçı havası tarafından esir alınmış gibi görünse de görmeye değer enteresan bir yer. Farklı tarzda yaşamlar iç içe yaşıyor diyebiliriz. Öncelikle martıların yüzdüğü upuzunnn bir sahili var.  80’ler stili yazlık tarzı mimari hakim. Aile çay bahçeleri bile betonerme üzerinde tahta masa – plastik sandalye ikilisi ile 80’leri net olarak yansıtıyor..

sahil

Pek çoğu çok yıkık dökük olsa da bir iki taş Rum evi, restore edilmiş okul, dar sokakların arsında sevimli renklere boyanmış şirin evcikler ve bol bol kedicikler görebilirsiniz.

tarihi ocak
Isınma ve yemek pişirme fırını

eski ev 6eskiev2eskievvekedi7eskiev3eski eveskiokul ve yeni okul

Zamanında  sarayda doktorluk yapmış Sarantis Arhigenis’in kurduğu lise statüsündeki Arhigenio Partenagonion okulu da o civardaki Rumların okulu olmuş mübadele öncesinde. Şimdilerde de belediye binası olarak halka açık internet kullanımına hizmet ediyor. Ortadoks kilisesi Azize Paraskevi’nin orada doğum yaşadığını düşünüyor.

internetbilgiişlemarhiton

Bir de Selim Paşa tarafından su sarnıcı olduğunu tahmin ettiğim bir alanın hemen yanına bir çeşme kurulmuş. Çeşmenin hemen yanındaki tabelada şu şiir var: Fahri alemin adaşı eski sadrazam, o mevkii yüce zat, Bigados’ta bu suyu akıttı, yoldan geçenlerin hayır dualarını almak için dilediği şekilde maksada uygun olarak bu suyu akıttı. Esad’ın kaleminden bu gönül alan tarih sızdı. Selim Paşa Allah Rızası için bu suyu akıttı. (Miladi 1828)

cesme