Bergen’de 24 Saat, Norveç / 24 Hours in Bergen, Norway

ana-resim-bergengeziNorveç’in fiyord kenarına kurulan tarihi Bergen kenti 24 saatte benim de gönlümde taht kurdu. Norveç planları yapmaya başlayınca eğer internete veya arkadaşlarınıza danışırsanız genelde “Aa Norveç’e mi gidiyorsun, mutlaka Bergen’e uğra, en güzel kenti orası” diyenleri duyacaksınız. Hatta ve hatta arabesk kraliçemiz Bergen’in sahne ismini bu kentten aldığı iddia edilmekte. Burayı fotoğraflardan veya bizzat görenler Bergen’in dizi dizi rengarenk dik çatılı evlerine ve kentin nizamına aşık olur. Bu kent genelde görenlerin hayallerini süsler hatta bazılarının sahne ismine ilham verir. Oslo yönünden trenle fiyordların arasında bol yeşilli, buzul mavili ve Nordik ev manzaraları eşliğinde Bergen’e ulaştım.

Yazının tamamı için tık tık:https://gezi.com/tr/blog/639/bergende-24-saat-norvec/

Processed with VSCOcam

Bergen city, founded on the shores of fjord in Norway is there to make you fall in love with the city. Just happened to me as well. If you start to make plans to go to Norway and make a search in Google or just ask your friends the conversation will go like this. You’ll go to Bergen, you should go to Bergen! It’s adorable. You should go to Bergen first. you’ll fall in love with the city. Bergen is the best city of Norway etc.. I planned my way to go there after Oslo and after Norway in a nut shell tour of Sögnefjorden. On the train journey the scenery of fjords, calm water, Nordic houses and green forests were spectacular.

Please click to continue:https://gezi.com/en/blog/639/24-hours-in-bergen-norway/

 

Odin ve Tor diyarından beş mitolojik hikaye / Five Norse Mythology Stories

Tüm Kuzey mitolojisini Odin ve Thor’dan ibaret sanan ve hayallerinde kuzey tanrıları şuradaki resimiler gibi düşleyen ben;

sleipnir
Odin ve Slipnir
thor2
Tor ünlü çekici ve keçileri

Oslo Belediye binasının önünde kuzey tanrılarınn tahta plakalar üzerine işlenmiş muralları ve hikayelerini dikkatle inceledim.  Zaten az olan Oslo vaktimin önemli bir kısmını bu Murallar önünde geçirdim. Burda resmedilen mitolojik hikayelerden de beş tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kuzey Mitolojiisinin Zeusu yani ana tanrısı Odin, Tor, Balder, Hoder, Tyr, Bragi, Heimdall, Ull, Vidar, Hermod ve Vali’nin babasıdır. Karıları ise Fjorgyn, Frigga ve Rind‘dir. Nedense Zeusa benzer biçimde Midgard semalarında insan kılığına girip kadınları baştan çıkarma ve onları hamile bırakması ile ünlüdür.

Hristiyanlığın İskandinavya’da kabulunden önce İskandinav tanrıları bugünkü modern dünya dinlerinden çok farklı bir dünya görüşü sunmaktaydı. Bu dinin adı olmadığı gibi animist, çoktanrılı, panteist ve döngülü bir yapıya sahipti. Bu tanrılar Yunan tanrılarına oranla daha savaşçı kuzeylilerin çetin hava koşullarına daha dayanıklı olmaları gibi  dayanıklı ve mücadeleci gibi görünüyor. Tüm yaşamın bir ağaç (Ygdrassil) etrafında gerçekleşmesi  Kuzey mitolojisinin en farklı noktası.  (Hemen şimşekler çaktı: James Camaron’un Avatar filminde Tree of Souls Ygdrassil’e benzer kurgulanmış.)

Norse mythology presents a worldview that is very, very different from the worldview of modern science or that of most modern “world religions.” The pre-Christian Germanic religion was animistic, polytheistic, pantheistic, and held a cyclical view of time. These gods seem to be extremely tough and fighters compared to the Greek gods adopting to the harsh Nordic climate. I was very impressed from the murals of Nordic myths presendted outside Oslo City Hall building and I want to share four of them below.

Odin was the chief god in the Norse mythology, and the father of Thor, Balder, Hoder, Tyr, Bragi, Heimdall, Ull, Vidar, Hermod and Vali. His wives were Fjorgyn, Frigga and Rind. He had a bad habit to roam around Midgard in human disguise seducing and impregnating women.

Sleipniri üzerinde Odin / Odin on Sleipnir

20150831_125532

Odin sekiz bacaklı atı, sleipnir ile tasvir edilmiş tahtaya. Nordic pagan tanrılarının en güçlüsü olan Odin’in mızrağı Gungne dokunduğu herşeyi yok etme gücüne sahip bir mızrak. Parmağında taşıdığı değerli yüzük Draupne de her dokuz günde bir sekiz tane daha değerli yüzük yaratıyor. Odin’in iki kuzgunu Hugin (Düşünce) ve Munin (hafıza) her gün uçar dünyayı dolaşır ve sahipilerine dünya ile ilgili o günkü bilgileri geri getirirmiş. Aynı zamanda alacakaranlıkta ve ormanda Odin’e rehberlik ederlermiş.

Odin, the most powerful of gods is riding his eight legged Sleipner, the fastest stallion in the world. Odin’s spear Gungne strikes everything he hurls at. On his arm he has the valuable ring Draupne, which drops eight equally beautiful rings every ninth night. Odin’s two raven Hugin (thought) and Munin (Memory) fly out everyday into the wide world and bring news back to their master. Here they guide Odin in the twilight of the forest.

Keçileri ile Tor  / Tor Dirven by his goats

8494587865_c952f47776_z

Odin’den sonra Tor en güçlü tanrıdır. Güç  tanrısıdır ve çoğunlukla devlerle savaşmaktadır. Sürdüğü araba iki keçi Tanngrisnir ve Tanngnjóstr tarafından sürülmektedir. Tor’un değerli üç eşyası bulunuyor: ünlü çekici MMjölnir her zaman hedefi tam onikiden vurur ve sahibine kendiliğinden geri döner, bir çift muhteşem eldiven, gücünü arttıran kemer. Küçük çiftliği gökkürültü gökyüzü altındadır. Tor gökyüzünde keçileri ve arabası ile gezdiğinde ve çekicini savurduğunda gökgürültüsü gürler ve şimşekler çakar. Fırtına dindiğinde ise Tor’un güzel hali Bliskirne (güzel hava) ortaya çıkar..

After Odin, Tor is the most next distingueshed god. He is the god of strength and often battles with giants.  The chariot he rides is drawn by two goats Tanngrisnir and Tanngnjóstr. Tor owns three valuable things: the hammer Mjölnir that always strikes when and returns in its own violation, a pair of magnificent gloves, and a belt which increases his strength. The little farm  rests under threatening skies. When Tor travels in his chariot across the sky and strikes his hammer, thunder crashes and lightnening blazes. And when the storm clears Tor’s beautiful hail Bilskirne (fair weather) is revealed.

Norn’lar Ygdrassil’i Suluyor / The Norns Pour Water on Ygdrassil

20150831_124916

Norn’lar Urd (geçmiş), Verdande (şimdi) ve Skuld (gelecek) kaderin üç güçlü tanrıçasıdır. Urd kuyusunda Ygdrassil yaşam ağacının köklerinden birinde yaşamaktadırlar. Burada tanrılar Bifrost köprüsü ( dünya ve cenneti birbirine bağlayan köprü, gökkuşağı köprüsü) üzerinden geçmekteve konseye doğru yol almaktadır. Nornlar yaşam ağacı yapraklarını her gün sulamaktadır. Vadilere düşen çiğin sebebi bu sulamadır ve kutsal ağacın sürekli yeşil kalmasını sağlamaktadır.

The Norns Urd (the past), Verdande (the present) and Skuld ( the future) are three powerfull goddesses of destiny. They live by the well of Urd where the one of the roots of Ygdrassil ends. Here the gods ride over Bifrost (the bridge that connects the heaven and the earth, the rainbow bridge) on their way to council. The norns water the world tree leave’s each day with spray water from the flood.  From this comes the dew that falls in the valleys, and this is why the holy tree remains evergreen above the well of Urd.

Nidhogg

20150831_125044

Nidhog (kötülük temsilcisi) dragon benzeri, şeytani yaratık Ygdrassil yaşam ağacının üçüncü kökünde yaşamaktadır. Ygdrassil’in üç yöne uzanan kökleri vardır: Bir tanesi Mime’nin (hafıza) kuyusuna, hatırlama kaynağına uzanmaktadır. Bu kuyuda gerçekleşen herşey yansıtılabilmektedir,  Mime’ın kuyusu bilgelik doludur. Ayrıca Mime’ın bu kuyusunda Odin’in gözü rehin bırakılmıştır. Bu sayede Odin Mime kuyusundan içebilmektedir. Bir başka kök Urd’un kuyusuna gitmekte, üçüncüsü de Nivhelm’de (ölülerin diyarı) bulunan Kvergjelmir’e Nidhogg’un korkunç eylemlerini gerçekleştirdiği diyara gitmektedir.

Nidhogg ( the one who cuts with malice or evil) is a dragon-like, serpent beast who gnaws and tears at the third root of Ygdrassil, the world tree. Ygdrassil has roots that spreads in three directions: One leads to the giant Mime’s (memory’s) well, the source of recollection. Here everything that has happened is reflected. and Mime’s well is threfore full of wisdom. There rests Odin’s eye pawned so that he may drink of the fountain Mime. Another root leads to the well of Urd, whilst the third goes down to Kvergjelmir in Nivlheim (the underworld kingdom of the dead), where Nidhogg commits his fearful deed.

Embla

Processed with VSCOcam

Tanrılar Odin, Hone ve Lodur şöyle bir gezintiye çıkmışlardır. Kumsalda “kaderi olmayan” iki ağaç bulurlar. Tanrılar güçlerini kullanır; Odin onlara ruh verir, Hone canlılık verir, Lodur ise kan ve renk verir. Ask (ash) ve Embla (elm) mitolojinin yarattığı ilk iki insan olarak yaşama adım atar.

The Gods Odin, Hone and Lodur are out wandering. At the beach they find two trees “without destiny”. Fate is granted by the gods who empower them: Odin gives them spirit, Hone gives the gift of Vitality Lodur gives them blood and color.  Ask (ash) and Embla (elm) step forward through the myth of creation as the first two human beings.

 

 

İskandinavya’nın düzen ve eşitlik kenti; Oslo

Oslo genelde sevilmeyen bir şehir. Gitmeden önce yapılan yorumlara baktığınızda çok soğuk, çok pahalı yorumları gözünüzü korkutuyor.  Genelde pek çok farklı şehir için abartı bulduğum bu yorumlar Oslo için aynen doğru çıktı :). Şehir soğuk ve inanılmaz pahalı sahiden. Pahalılık örneklerine elbet değineceğim ama her iki faktör de bu şehrin tadını çıkarmaya engel değil. Sadece 1,5 gün kaldığım kent Nordik hikayeleri, soluk güzelliği ile kalbimi çalmaktan da geri kalmadı. Buraya uğrayanlar ya fyord turuna ya da kuzey ışıklarını görmeye giden madem öyle şuraya da bir uğrayalım dedikleri bir yer çoğunlukla. Ben Helsinki’den Oslo’ya Norwegian Airlines ile 30 € civarında aldığım bilet ile ulaştım. Gardermonen havaalanından şehir merkezine giden trene 90 NOK yani neredeyse bu uçak bileti ile aynı bedeli ödedim. Şehre havaalanı kullanarak gelecekseniz Rygge havaalanının Gardermonen’e göre oldukça uzakta olduğuna dikkat etmekte fayda var.

Diğer İskandinavya kentlerine oranla daha yoğun olan DÜZEN gözünüze çarpıyor, hatta batıyor. Paris Avenue’ları kadar muntazam olmayabilir ama kraliyet sarayından Karls Johans Gate caddesine doğru baktığınızda caddenin sonsuzluğa uzanıyormuş hissi veren düzenini görebilirsiniz. İstanbul’un keşmekeşinden sonra tabi her yer aşırı düzenli görünebilir gözümüze :). Konaklayacağım otel Kraliyet sarayına çok yakın bir noktada olduğundan iner inmez Karl Johans Gate caddesi ve Kraliyet sarayının bahçe düzenini görme şansım oldu. Kraliyet sarayının en önemli özelliği ise 1800’lü yıllarda o dönem kralı olan Kral Oscar’ın saray bahçesini halka açma kararı. Alınan bu karar o yıllardan beri hala uygulanmakta. Kralın bahçesinde dileyenler sabah koşusunu yapıyor, dileyenler çimlere uzanıyor, dileyenler kestirme olarak kullanıyor, dileyenler de çimlerinde yoga yapıyor. İnsanların ve yaşamın huzuru size de yansıyor.  Kral halen bu bahçenin ortasında bulnan bina içinde etrafında koruma ordusu olmadan veya dikenli tel benzeri korumalar olmadan orta büyüklükte bir bina içinde yaşamakta.

Bu şehirde de çok vaktim olmadığından eşyalarımı bırakır bırakmaz kendimi tekrar Karl Johans Gate caddesinin geniş sokaklarına attım. Oslo’nun pahalı olduğunu belirtmiştim değil mi? Örneğin bir Burger King menüsü bile 120 NOK (yaklaşık 40 TL). Narvessen adı verilen büfelerde nispeten fiyatlar uygun bildiğiniz bürek (börek) var ama o da 60 NOK (yaklaşık 20 TL). Caddenin hemen başında Hard Rock Cafe, TGI Friday ve Grand Hotel gibi mekanlar yan yana sıralanıyor. Kraliyet sarayının orada önce tepeden bakıp sonra bu ihtişamlı cadde boyunca yürümek oldukça keyifli.

20150831_125649
City Hall içinden bir görünüm.

Oslo’da hayran olduğum ilk yapı City Hall oldu. Kral sarayının bahçesi halka açık olur da burası halka açık olmaz mı? Dileyen herkesin binanın içini gezebiliyor. Şehir ile ilgili önemli kararların alındığı bu binada geniş hacmine, fresklerine hayran kalabilir, burada yapılan ünlü toplantıların fotoğraflarını görebilirsiniz.

Ayrıca City Hall girişinde tahta plakalar üzerine kazınmış halde İskandinavya Mythlerine ait hikayeler inanılmaz ilgi çekici. Örneğin Odin sekiz bacaklı atı, sleipnir ile tasvir edilmiş tahtaya. Nordic pagan tanrılarının en güçlüsü olan Odin’in mızrağı Gungne dokunduğu herşeyi yok etme gücüne sahip bir mızrak. Parmağında taşıdığı değerli yüzük Draupne de her dokuz günde bir sekiz tane daha değerli yüzük yaratıyor. Odin’in iki kuzgunu Hugin (Düşünce) ve Munin (hafıza) her gün uçar dünyayı dolaşır ve sahipilerine dünya ile ilgili o günkü bilgileri geri getirirmiş. Aynı zamanda alacakaranlıkta ve ormanda Odin’e rehberlik ederlermiş.

20150831_125532
Odin ve sekiz ayaklı atı Sleipner

Hemen City Hall bitişiğinde bulunan Nobel Barış Müzesi yeryüzünde barış inşaa etmek isteyenlerin savaşa karşı eylemsizlik hikayeleri ile dolu. Barış için insanların yaptıkları gözlerinizi yaşartabilir. İçerde Martin Luther King “I have a dream”, Malala ve Kailash ve Dalailama’nın barış için mücadele dolu yaşamlarını konu alan pek çok enstolasyon görebilirsiniz.

20150831_163155
Nobel Barış Ödülü alanların bilgileri ziyaretçilere bu şekilde sunulmakta.
20150831_172446
Kailesh Hindistanda çocuk işçiliğine karşı büyük mücadeleler veren biri. Binlerce çocuğun okulla yeniden tanışmasına bizzat vesile olmuş. Bu uğurda mücadele vermeye devam ediyor.
20150831_172506
Malala ise Afganistan’da okula gitmek için mücadele veren kız çocuklarından. Hem kendisi hem de tüm Afgan kızların okula gidebilmesi için mücadelesini sürdürüyor. 2014 Nobel Barış ödülü sahibi.

Yine City Hall yakınlarında Ulusal Norveç Opera Binasının beyaz ve modern tasarımlı binasının üstüne çıkıp orada yaşıyan martılarla güneşi batırabilir veya çok önceden rezervasyon yapıp içindeki operalardan birine bilet alabilirsiniz. Bed bir Don Giovanni operasına bilet alma şansına eriştim ama meğersem farketmedim, ayakta izlemek için almışım. Eğer oturacak yer numarası vermiyorsa dikkat etmekte fayda var.

20150830_161741
Opera Binasının üstünde yürümek keyifli. Tepesinden ise güneşin batışını izlemek gerek.
20150831_203624
Opera binasının içinden Oslo’da gün batımı.

Norsk Folk Museum benim favorilerimden. Açık hava müzelerinden en iyisi olarak adlandırılan bu müzede İskandinav yaşamına ait köyler, evler, sokaklar, anılar bulmak ve görmek mümkün.

Processed with VSCOcam

Bence atlanmaması gereken bir başka bir park ise Vigeland Parkı. Gitmeden evvel beni bu kadar etkileyeceğini düşünmediğim parkta Vigeland (heykeltraş) tam anlamıyla insana ait tüm duyguları taşa öylece işlemiş. Aşk, hüzün, çocukluk sevinci, ihanet.. Heykellerin arasında bu duygulanmaları siz de yaşayacaksınız. Hele ortada pek çoklarının anlamsız bulduğu insan bedenlerinden oluşan kule benim için çok etkileyiciydi. Birlik olmadan insanlık ilerleyemezin sembolüydü bana göre.

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
Normalde gül sevmem ama bu çiçek sahiden çok güzeldi.

Ülkenin vergi oranı neredeyse %50. İnanılmaz yüksek. Ama eğitim ve sağlık gibi temel toplumsal ihtiyaçlar için tek kuruş ödemeden yaşam sürdürülüyor.  Sosyalizme yakın bir sistem hüküm sürüyor denebilir.

Galeri

Seyahat etmek zengin işi değil – İskandinavya’da 15 günlük seyahat masrafları

Türkiyeli insanların sık seyahat etmelerinin önündeki en büyük engel aslında kendileri. Çünkü seyahat etmek zengin işi diye bir algı var. Sık seyahat eden birini görünce de hemen şu sorular soruluyor. Ooo zenginsin galiba…Kira gelirin mi var? Bu zenginlik nerden geliyor? Tabi ki seyahatlerin olmazsa olmaz bazı giderleri var ama seyahat etmek bir tercih ve deneyime yatırım meselesidir. Mesela son model cep telefonunun en son versiyonunu almak  yerine o parayla 15 günlük bir İskandinavya turu yapabilirsiniz. Önemli olan sezonları bilmek, tercihen biraz sezon dışında gitmek.

İskandinavya içn ise en önemli olay önceden rezervasyon imiş. Özellikle Oslo-Bergen trenine binecekseniz en az 1 ay öncesinden  minipris (en düşük fiyat) bulmak için çok erken rezervasyon önemli. Ben size bu yazımda son yolculuğumun gider hesaplamalarından bahsetmek istiyorum. Rakamlarım yaklaşık değerlerdir.

Oldukça çılgın, bol gezmeli bir 15 günlük İskandinavya turuydu. Duraklarım şu şekildeydi: Riga, Talinn, Helsinki, Oslo, Flam, Bergen, Kopenag. Buradaki temel giderlerimi tek tek yazacağım.

İstanbul Riga Uçuşu THY: 170 TL (Millerimi kullandım, vergilerini ödedim. )

Riga konaklaması: Tree House Hostel 60 TL (2 Gece konaklama bedeli, bu hostel mükemmel bir hosteldi. Eski şehrin gerçekten göbeğinde bit yoga hosteli.)

Riga Talinn otobüs bileti: 70 TL (22€)

Talinn Konaklama: Metropol Hotel 250 TL ( 2 gece 3* otel konaklama bedeli. Buradaki hostellerde iyi bir seçenek bulamadım ondan otelde kaldım. Eski şehrin ve limanın hemen yanımda konumu iyi bir otel.)

Viking Line Talinn Helsinki gemisi 80 TL ( 26 €, Baltık denizinde cruise gemisine binmedim demezsin. Tek kelime ile nefes kesici bir mini yolculuk. 2 saat sürüyor.)

Helsinki Eurohostel Konaklama 410 TL (3 gece konaklama. Eurohostel de çok iyi bir yerde. iyi bir hostel. Ama tek başına kaldığınızdan sosyalleşme olanağınız olmuyor.)

Helsinki Oslo Norwegian Airlines uçuş 90 TL ( 30 € Norwegian fırsat uçuşları çok ucuz. Biz buralarda çok pahalıya uçuyoruz.)

Oslo Cochs Pensjonat konaklama 420 TL (2 gece kralın halka açık bahçesinin hemen yanındaki bu pansiyon pek düzgün bir yerdi.)

Oslo-Flam Tren bileti 200 TL (608 NOK minipris, 1 ay evvelinden aldığım tren bileti.)

Flam Konaklama Flam Youthostel 200 TL ( 2 gece 600 NOK Tek kelime ile mükemmel bir hostel. Yüksek dağlardan süzülen şelalelerin altında elma bahçesi içinde.)

Flam-Gudvagen Feribotu 100 TL (300 NOK. Fyordların içinde bir yolculuk için yine çok iyi bir rakam. Bu deneyim gerçekten çok güzel.)

Gudvagen Bergen otobüs 100 TL (300 NOK.)

Bergen Konaklama Markeen Guesthouse 200 TL (600 NOK, Bergen evleri manzaralı, çok temiz, çok güzel, muhteşem bir işletmecilik anlayışı var. Flam Youthostel ile birlikte burası gördüğüm en iyi hostel.)

Bergen havaalanına gidiş  30 TL (100 NOK )

Bergen Kopenag Uçak bileti 60 TL (20 €)

Kopenag Konaklama Woodah Hostel 270 TL ( 600 DKK Konumu iyi ama diğer yerlerden sonra çok beğendim diyemiyeceğim.)

Kopenag-İstanbul Pegasus 300 TL (Vergiler dahil fiyat.)

Yukarıda yazdığım rakamları yanyana topladığımda yaklaşık 3000 TL gibi bir baz rakam çıkmakta. Sorularınız olur ise cevaplamaya çalışırım.

Ben bu bedel karşılığında eşsiz doğal güzellikler ve düzgün yaşam biçimleri gördüm. Bol seyahatler sizinle olsun!

11988729_10153115228577957_934105795447943868_n

Bol Bol Pastoral ve Fyord Manzaralı Oslo – Flam Tren Yolculuğu, Norveç

Bu sabah ( 1 Eylül) daha hava aydınlanmadan, Seyahat yazarlarının ağız birliği ettiği, dünyanın manzarası en muhteşem tren yolculuğuna çıkacaktım. Oslo Bergen Railway olarak bilinen hattın Oslo Myrdal- Myrdal Flam seferi. Oslo’nun alacakaranlık sokaklarının arasından geçerek 06:25’te kalkacak olan trene koşa koşa gittim. Alırken dikkat etmekte fayda var, dedikleri saatte kesinlikle kalkıyorlar. Mesela bu trenin kalkış saati 06.24 olsa tam o saatte kalkar. Trenin içinde de ayrıca dakikliğe ne kadar önem verdiklerini sık sık anons ediyorlar. Norveç trenleri bizim TCDD’ye pek benzemiyor. Uçak havası var ve konfor oranı çok yüksek.  Ben bir kahve bağımlısı olduğum için fiyata dahil vaad edilen kahve için Konfor Bilet aldım. Kahveden, sıcak çikolatadan, cappucinodan benden ekstra para istemesinler bir de yanında cep telefonumu şarj edebileceğim bir yer olsun diyorsanız konfor almanızı tavsiye ederim. Hele hele internetten dayanamayıp sürekli paylaşım yapacaksanız yine konfor almanızda yarar var. Ama konfor olmayan kompartmanlar çok farklı değil tabi.. Interrail gibi biletiniz varsa o da iyi bir fırsat. Beni kahve ile kandırdılar işte…Ne gelir elden.

Processed with VSCOcam
Sabah 06:21 tek yolcu olması doğal tabi 🙂 Trenler oldukça yeni
Processed with VSCOcam
Konfor kompartmanın görüntüsü böyle, diğerlerinden tek farkı kahve makinası + ücretsiz internet
Processed with VSCOcam
PC sabah 06:24’te kahve ile beraber hazır 🙂
20150901_082459
Trenin ayrı bir kafesi de mevcut
20150901_082624
Aile kompartmanında çocuklara özel oyun alanı bile var trende.

Oslo’nun kendisi de bir fyord alanında olduğından şehirden ayrılır ayrılmaz fyord manzaralarına başlayıveriyorsunuz. Wikipedia’ya göre fyord: denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellikle çok derin ve kenarları çok dik körfez. Fyordlar; genellikle Norveç, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde görülen ilginç bir kıyı tipidir. İlginç’i koyu yaptım komik geldi wikipedia’da ilginç denmesi. Evet bizim gibi sıcak denizlerde yaşayanlara sahiden ilginç geliyor. Düşünsenize deniz suyu buzullarla bütünleşiyor. Bana göre ise fyord inanılmaz dingin kara kara, böyle buzul buzul renkli çok koyu sular.  Buzul rengi ise ortası biraz daha açık mavi ama kenarları koyu siyah olan ilginç bir olgu sahiden. Norveçliler için ise yan taraflarında koştukları koşu pisti, üstlerinde taşımacılık yaptıları alan ve hava 14 derece iken bile rahat rahat yüzdükleri bir deniz.

 

Neyse Tren yolculuğuna geri döneyim. Fyordları görmeye başlayınca tren yolcuları arasında bir hareket başlıyor. Sağdan sola soldan sağa manzara ne taraftaysa o taraf yönelip fotoğraflar çekiliyor. Yeşil, buzul mavisi ve siyah (fyordun) nesi çekici gelir ki? Sakinliği çekici gelir. Dinginliği çekici gelir. O sakinliğin arasına yerleşmiş insan yaşamının doğaya bütünleşik yaşamı ilgi çekici gelir. Çok büyük evler yok buralarda.. Tahtadan kutu kutu kiremit kırmızısı, hardal rengi evler, gri yüksek çatıları ve inanılmaz düzenli bahçeleri var. En önemli nokta ise beton yok. Ya da beton gözümüze gözümüze girmiyor. Hatta bazı çatılarda çimlerin uzun uzun bittiğini de göreceksiniz. Hani bazen teyzeler uçakta korkunca hihler ya burada da insanlar manzara görünce o sesleri çıkarıyorlar 🙂 insanın elinde olmuyor sahiden.Her tahtadan kulübenin yanında birer de bisiklet var. Çok güzel tasarlanmış bahçeler var. Her arazi kıymetli. Özenle ekilip biçildiği belli olan tarlaları var. Traktörler ve ambarlar seçilebiliyor.

Processed with VSCOcam
Kara kara su..
Processed with VSCOcam
Kara fyord manzaralı kutu kutu evler
Processed with VSCOcam
Başka bir açıdan..
Processed with VSCOcam
Kutu çiftlik
Processed with VSCOcam
Gürül gürül dere
Processed with VSCOcam
Çim, fyord ve uzaktaki kasaba
Processed with VSCOcam
Kutu evlere devam..

Hele Dremmen’i geçtikten sonra trenin bir sağ tarafında sonra öteki tarafında cama yapışıp gördüklerinizi Japon turistler gibi kaydetmeye çalışıyorsunuz. Tren bazen karşı yönden gelen treni beklemek veya saatini beklemek için mola veriyor. O molalarda ben ve bir kaç insan trenden koşa koşa çıkıp fyord kıyılarında fotoğraflar çekmeye çalıştık. Yine çok abuk saatler veriyorlar kalkış için örneğin 11.03te kalkacak gibi… Tabi ki tren o saatte kalkıyor.

Sonra bir bakmışsınız o yeşil ve koyu buzul mavisi gitmiş yerine gri kayaçlar ve karlar almaya başlamış. Tren size hissettirmeden yavaş yavaş yükseliyor ve bir bakıyorsunuz 1222 metre yüksekliğe çıkmış oluyorsunuz. Bol karlı, sisli ve dumanlı bir kasaba olan Finse kasabasına gelmiş oluyorsunuz. Buzullara bir nevi komşusunuz artık 🙂  Burada da çılgın bir dağ bisikletçileri grubu vardı.Bu yükseklikte bisiklet süreceklerdi!!!

Processed with VSCOcamProcessed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
Norveçte mangal keyfi yapan yok 🙂
Processed with VSCOcam
Tren fyord üzerinden giderken demirle çevrili dar köprüden geçiyor. İşte o esnada çektiğim bir fotoğrafta Norveçli balıkçının hardal teknesini fotoğraflamayı başardım sanırım 🙂
Processed with VSCOcam
Kar ufak ufak etkisini arttırmaya başlıyor.

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
Trenin bir iki dakika durduğu yerlerden birinde fyord kenarı..

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
Kısa bir zaman içinde tipi başladı
Processed with VSCOcam
Finse tren durağı
Processed with VSCOcam
Finse ve bisikletçiler, yükseklik 1222 metre

Processed with VSCOcam

Hemen Finse’den sonra tren yine kıvrıla kıvrıla tünellere gire gire Flam’a aktarma yapacağımız Myrdal istasyonuna ulaşıyor. Buradan tren değiştirerek dünyanın en dik tren tren yoluna aktarma yapıyorsunuz. Flambana nostaljik treni 800 küsür metreden başlayıp Flam kasabasına deniz seviyesinden 2 metreye indiriyor. Nostaljik bir tren hattı olan Flambana (Flam Railway) ile indiğiniz Flam, Sognefjorden’in  (buraların en ünlü fiyordu olur) iç kesimlerinde yer alan bir kasaba.

Processed with VSCOcam
Myrdal istasyonu
Processed with VSCOcam
Sol tarafta sis çökmüş Myrdal istasyonu
Processed with VSCOcam
Flambana treni

Bu 55 dakika süren mini yolculuk esnasında da nefes kesici şelale manzaraları ile karşılaşıyorsunuz. Şelaleler çok yüksek zirvelerden vadiye akarken  debilerinin uğultusu benim doğaya saygımı ve sevgimi bir kat daha arttırdı. İlk durağınızda çılgın debili koyu açık mavi karışımı, hırslı mı hırslı, güçlü mü güçlü bir şelaleyle tanışıyorsunuz. Yağmur yağsa da yağmasa da bu bölgede şelale gücüyle yağmur yağıyor. Tren burada 5 dakika mola verdiğinden inip bir güzel izleyebiliyorsunuz. Bir de burda minik sürprizleri var  Norveçlilerin size 🙂

Processed with VSCOcam
Karlı zirveler
Processed with VSCOcam
Trenin mini mini duraklarından biri

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
En büyük şelaleleri. Tren burda 5 dakika mola veriyor. Altında ıslanıyorsunuz o yüzden ıslanmak istemeyen yağmurluk, su geçirmeyen pantalon vb. ile şelale önüne geçmeli.

Processed with VSCOcam

Processed with VSCOcam
Hayallerimdeki evler 🙂
Processed with VSCOcam
Şelale beyaz kağıt gibi duruyor..
Processed with VSCOcam
Suyun berraklığı

Sonrasında vadinin tabanına yaklaşırken yine bir bölümü 120 metre herhangi bir noktaya değmeden akan şelaleyi görüyorsunuz. Bu suyun debisini ve gücünü tahmin etmek bile istemiyorum. Hep böyle boşa akıyor bu güçler. Bizde olaydı da şöyle bir HES kuruvereydik :).

Vadi tabanına yaklaştıkça etrafınızdaki dağlar yükseldiğinden hem ürkütücü hem de çok güzel bir manzara oluşmuş oluyor.  Bol bol yüksek şelale dibindeki evcik manzaraları görmeye başlıyorsunuz. Bu evlerde yaşamak ömür uzatan, dinginleştiren ve huzur patlaması yaşatan deneyimler olsa gerek. Norveçliler hem çok şanslı hem de doğaya uyum sağlamayı , doğanın önüne set çekmemeyi çok çok iyi biliyorlar belli ki. Hayran olmamak elde değil.  Flam tamamen ayrı bir yazı konusu ama nefes kesici güzellikte. Elma bahçeleri, dökülen elmaların arasında ve yemyeşil çimlerin üzerinde oynayan çocuklar..

 

 

 

 

Norveç Trenleri ile ilgili önemli ipucu:

http://www.nsb.no web sitesinden Norveçte istediğiniz tren biletini alabiliyorsunuz. Önceden bilet almanız çok önemli çünkü fırsat fiyat – Mini Pris- kovalamak o kadar da kolay olmuyor. Özellikle yoğun dönemde fiyatlar talep ile paralel çok yükselebiliyor. Ben Oslo-Flam biletimi mini pris – en uygun fiyat olan 600 küsür NOK’a almıştım. Yaklaşık 200 TL etmekte.