Tayland Andaman Denizi Kıyıları: Ao Nang, Phi Phi, Koh Lanta ve Puket

Bembeyaz upuzun kumsallar, kışı yaşadığımız dönemde sıcak denizler ve birbirinden değişik tropik deneyimler yaşamak Tayland kıyılarında mümkün. Taylandın iki farklı denizi bulunuyor: Andaman denizi kıyıları ve Tayland Körfezi kıyıları. Üstelik Tayland uçak bileti hariç oldukça ucuz sayılabilecek bir ülke. Biz ilk Tayland seyahatimizde 1 aylık vizesiz seyahat süremizin ancak yetmesi sebebi ile yalnızca Andaman denizi kıyılarında Krabi, Ao Nang, Phi Phi, Koh Lanta ve Pukete seyahat edebildik. Bizim gece hayatı anlayışımız kendi kendimize bira içmek olduğundan bu yazıda gece hayatı veya cıstak cıstak eğlence değil de Andaman denizi kıyılarının gürültüsüz ve kalabalıklardan uzak noktalardan bahsedeceğim.

Ao Nang kıyıları Krabi

Tropik kıyılarla ilk buluşmamız olduğundan Ao Nang sahilinin bizim için önemi büyük. Oldukça turistik olan kasabanın üst kısmı önünde Hintli abilerin gel gel yaptığı restoranlar, publar ve gece kulüplerine ev sahipliği yapıyor. Biz ise buranın en sakin kısmı olan Nopparat Thara Plajında Cashew Nuts Bungalowsda konaklamayı tercih ettik. Geceliği 500 Baht (yaklaşık 50 TL) ödediğimiz bu bungalowlarda en ufak bir lüks yoktu ama sabah kuş sesleri, gece geckoları duymak yer yer belgesel izliyormuşçasına hareket eden hayvanları gözlemlemek bizim için oldukça eğlenceli bir deneyimdi. Eğlendirmeyen tek şey sivrisineklerdi. Hem sivrisinek tütsüsü yaktık hem her gün sivrisinek kaçırıcıyı cildimize sürdük hem de ısırıldıktan sonra yaralara ilaç sürdük ama bana mısın demediler. Sivrisinek buralarda tek sıkıntı yaratabilecek problem diyebilirim. Bu civardaki plajlarda yüzmek isterseniz sabah erken saatlerde gitmekte fayda var zira saat 15.00 sonrasında sularda çekilme başlıyor ve sahil şeridi gel-git etkisiyle neredeyse 1 km kadar içeri gidiyor. Akşam saatlerinde de çekilen suların yerlerinde yürüyüş yapan insanlar ve yengeç yavruları oluyor. Yengeç yavruları yine ayrı bir belgesel izletiyor meraklı gözlere.

IMG_20170317_160253_745

_DSC5061
Tropik sahillerle ilk buluşmamız: Neopattara plajı, Ao Nang
_DSC5086
Aynı plajın sağ taafı
IMG_20170315_121642_402
Ao Nangta konakladığımız tatlı şirin bungalow

IMG_20170319_105936_883

_DSC5397
Sular çekilmeye böyle başlıyor. Sonra buralarda yürüyüş yapılıyor

Phi Phi adaları ve civar adalar

Neopattara Plajının sonunda kalkan teknelerle Phi Phiye günlük gidip gelebiliyorsunuz. Phi Phi adası ve civarlarında konaklamak özellikle Leonardo Di Caprio’nun The Beach filminden sonra inanılmaz pahalı hale geldiğinden orada konaklayamadık. Ama tek günde gidip görmek bile yetti. Özellikle fotoğraf severler buraya bayılacak. Turları Taylandın ünlü tekneleri uzun kuyruklar veya hızlı teknelerle gitmeyi seçebiliyorsunuz. Biz beni yer yer teknelerde denizin tutması yüzünden hızlı tekneyi seçtik. İyi ki de öyle yapmışız. Nasılsa uzun kuyrukları bol bol fotoğraflayabildim. Bu tura da kişi başı 1000 Baht (Yaklaşık 100 TL) ödedik. Tur sizi Maymun adası Bambu adası ve Phi Phi gibi 4-5 yere götürüyor yüzmenize, şnorkel yapmanıza – şnorkelle rengarenk balıkları izlemek pek güzel, bissürü dora ve nemo gördük- olanak tanıyor. Hele o bol planktonlu beyaz parıldayan güzel deniz, güzelliği ile nefeslerimizi kesti.

_DSC5133_DSC5174

_DSC5305
Bambu adası sahilinden..
_DSC5270
Ağaç dalında maymun familyası hemen altındaki parlak denizde de renkli balıklar görülebiliyor..
_DSC5253
İşte o meşhur “the beach” yoğun sezonda bu halde :). Bu arada her iki turisten biri mutlaka Çinli.
_DSC5259
Uzun kuyruk tekneler fotoğraf çektirmek için ideal.
_DSC5126
Bu fotoğraflarda en ufak bir filtre bulunmuyor.

Koh Lanta

Taylandın turistik noktaları arasında seyahatler genelde minivan denilen servis türü ile icra ediliyor. Bu minivanlarla ulaşım ucuz ama oldukça beklemeli geçebiliyor çünkü dolmuş usulü gibi sizi ordan oraya bırakıp gideceğiniz rotayı üstünüze etiket yapıştırıp paketlercesine sizi taşıyorlar. Biz de Ao Nang’tan Koh Lantaya minivan ile seyahat ettik.  Arada Krabide bir bekleme istasyonunda beklemeye bırakıldık.  Neyse ki çok beklemeden Koh Lantaya kalkan minibüs geldi ve yaklaşık 2,5 saat içinde bu güzel adaya ulaşabildik. Burada yine sakin olan kısmı seçtiğimizden bigezipgelelim.biz’in tavsiyesi ile adanın en güneyinde Kantiang koyunda Kantiang Bay View Resortta konakladık. Burda Tay usulü örülmüş ahşap evlerde konakladık. Dalga seslerinde uyuduk,  hindistan cevizi ağaçları manzarasına uyandık. Akşamları karşı komşularımız olan Alman çiftle bira eşliğinde verandadan verandaya sohbet ettik. Bizden başka herkes oraya dalmaya gelmişti. Alman komşumuza göre Koh Lanta dünyada Mısırdan sonra dalmak için en iyi rotalardan biriydi.

_DSC5453_DSC5515IMG_20170321_145427_371

Puket

Andaman denizinde en ünlü rota kuşkusuz Puket olmalı. Ancak biz burayı aşarı kalabalıklığı ve tamamen şehirleşmiş olması sebebiyle pek sevemedik. Koh Lantadan yine minivanla ulaştığımız adada Patong Beach’te konaklamayı tercih ettik. Otelimize doğru yürürken masaj salonlarındaki kadınların bir yandan tatlı tatlı gülümseyerek diğer yandan da önünü çevreleyerek Barış’ı masaj salonuna davet etmeye çalıştıklarını görünce arkadan Zeyna nidasında koşarak duruma hakim oldum! 🙂 Daha sonradan farkedecektim ki bu oldukça yaygın bir durumdu. Özellikle kadınları değil de erkeklere masaj satmaya çalışıyorlar. Halbuki ailede masaj seven benim!

Buralarda konaklama fiyatları da bir tık daha pahalı biz de o sebeple işletmecisinin Çinli olduğu bir otelde konakladık. Kaldığımız bungalowlardan sonra sıcak suyu, balkonu ve imkanları ile bu otel bize oldukça lüks gelmişti.  Patong Beach’te batı tipi kahve ve yemekleri bulmak gayet kolay. Patong plajı da en az diğer plajlar kadar güzel. Burada yaşadığımız en özgün ve en eğlenceli deneyim Patong Plajından camları olmayan yerel otobüsle Puket Merkez kasabasına seyahat oldu. Bir türlü nerden kalktığı ile ilgili bilgi bulamadığımız bu renkli otobüsler plajın en başından binmek mümkünmüş.

IMG_20170326_013654_027
Patong Plajı

_DSC5699_DSC5658

_DSC5740
İşte o otobüs..

IMG_20170318_133114_499

Tropik diyarların başkenti Bangkok ve kahve durakları

Uzak ve tropik diyarların çağrışımları çok güzel.. Gelsin gitsin sıcak hava, palmiyeler, uzun kumsallar, tropik meyveler… Üstüne de uygun fiyatlar mevzu bahis olunca tropik diyar severlerin buluşma noktası ve ilk durağı Bangkok, Tayland oluyor.

Biz de bu akım parelelinde gidelim dedik, az biraz uzun seyahat için biriktirdiğimiz para ile Asyada hem seyahat edelim hem de bu esnada (becerebilir isek) internet üzerinden serbest çalışarak yaşamımızı devam ettirelim dedik. Seyahatimiz 3-5 gün olmasın, aceleye gelmesin istedik.

Efenim, Türkiye pasaportu ile Tayland’ta 1 ay süre ile vizeye gerek olmadan kalabiliyorsunuz. 2015’teki bir patlamada bir Türk’ün şüpheli olması dolayısı ile vizesiz kalmalarda sıkıntı yarattığı söyleniyordu ancak o sıkıntı geçti gibi. Tayland’a turistik olarak gidiyor olmanız yeterli. Eğer Tayland’a ilk gidişiniz ise en ufak bir sorgu sual olmadan, 30 gün kalabileceğiniz bir mühür vuruluyor pasaportunuza. Üstelik bunun için tek kuruş bedel ödemiyorsunuz.

Tek yön uçak biletlerinde en ucuz fiyatı Emirates’ten bulduk. İki kişilik Bangkok biletine 580 USD ödedik.Dubai’de 5 saat aktarmanın üstüne ertesi gün 12.00 sularında Bangkok’a indik. Dev iki katlı ve aşırı şık uçaktan inen ilk yolculardan olduk.  O kapının açılma anı hafızalarımızda hep kazınmış olarak kalacak zira ilk defa bir şehir doğrudan burnumuzu selamlıyordu. O koku karışımı içinde yeşil köri, köri, tütsü ne ararsanız var. Aşırı sıcak ve nem ise hemen kokunun akabinde geldi. Kötü bir koku mu diye soracak olursanız bence değil. Sadece farklı alışık olmadığımız türden bir olay. Zaten 1-2 saate o kokuyu da hissetmez oluyorsunuz.  Dönüş biletini (İstanbul’da check in’imizi yapan memur haricinde soran olmadı, ona da bir rezervasyon gösterdik) kontrol etmek istemeyen memura teşekkür ederek kısa bir bekleme süresi ile şehre hemen girebildik. İlk işimiz simcard interneti almak oldu. Havaalanında DTAC adında bir hat için 600 baht (yaklaşık 60 TL) ödeyerek 15 günlük limiti olmayan bir Tourist Wifi interneti satın aldık. Bağlantı hızı oldukça iyi, tavsiye ederiz. Tabi ki Bangkok’ta daha ucuzlarına erişebiliyorsunuz.

Bizim Bangkok maceramız tahmin ettiğimizden biraz daha kısa sürdü, toplamda 6 gün. Geldiğimiz ilk günlerde jet lag olduk, Bangkok zamanlarında uyanamadık… Kışın ortasından çıkan bünyeler, sıcağa, neme alışamadı bir türlü, bir de üstüne üstük 2 gün peş peşe çalıştık vs. O yüzden ben 3 günde Bangkok gezilir diyenlere sahiden  hayretle okuyorum. Bangkok çok büyük bir şehir. gezilecek bir yere gitmek gelmek bile neredeyse tam gün alıyor. Her şey gördüğümüzden ve tattığımızdan daha farklı olduğu için de mecburen yavaş gezmek zorunda kalıyorsunuz. Hele hele uzun uçak yolculukları ve farklı bir zaman dilimine gelirken mutlaka  1-2 gün jet lag olma ihtimaline karşı da ayrılmalı diye düşünüyorum. Bangkok sahiden Batı kültüründen tamamen faklı. Bu kültürel farklılıkları keşfetmek ilginizi çekiyorsa burayı çok seveceksiniz!

Bangkok’un bana göre en’leri;

Sokak Satıcıları

Tayland’ta evlerde mutfak veya mutfak benzeri bir anlayış olmadığından yemekler sokakta pişirilip eve gidip gelirken yeniyor. Yeni bir yasa ile sokak satıcılarının en yoğun olduğu merkez bölge Sukhumvit’te artık sokak satıcısı görmek pek mümkün değil ama yine de ara sokaklarda mutlaka denk gelirsiniz. Özellikle sokak meyvecileri inanılmaz.Adını duymadığınız bir sürü meyveye denk geleceksiniz. Çoğunluğu beyaz ve çok şekerli olan bu meyvelerle kahvaltı ettik. Ortalama 1 paket meyveye 20 Baht yani yaklaşık 2 TL verdik. Sokak meyvecileri aynı zamanda cambaz gibiler: taze hindistan cevizini satırla büyük bir ustalıkla kesenler, ananasın en ufak bir kırıntısını bile ziyan etmeden kesenler, tezgahları süsleyenler, dikenli meyveleri yemeye hazır hale getirenler, tartışmalı meyve Durian’ı hazır yemelik hale getirenler filan.. Elinizi sıcak sudan soğuk suya koymuyorsunuz yani..Sokaktan yemek yeme konusunda ise ilk gittiğimiz akşam grass jelly soy bean diye bişey yedik. Pirinç unundan yapılan mini toplar hindistan cevizi ve soya sütü karışımı bir sos ile soğuk çorba şeklinde sunuluyor. İlk deneyimimizi biraz ağır bişey aldık galiba 🙂 Sonrasında Thai yemeklerine karşı temkinli davrandık.

_DSC3771

Tapınaklar

Bangkok’ta irili ufaklı 400’ün üzerinde tapınak bulunuyor. Bunların 10 tanesine bile gitmek oldukça uzun zaman gerektirir. Biz simetrisi ve Yatan Budası (Reclining Budha) ile ünlü Wat Pho ve minik bir tekne ile nehir karşısına geçerek ulaşılan Wat Arun’a gidebildik. İkisi de birbirinden güzel ve süslü pagodalara, geniş birer simetriye sahiptiler. Ama benim en hoşuma giden mahalle arasında giderken minik bir tapınakta Koreli olduğunu tahmin ettiğim çiftin yaptırdığı dua idi. Çift oradaki müzik ve dans ekibine bir bahşiş verdi. Çift önde hep birlikte dua ettiler. Sonrasında da diğer insanlarla beraber ortadaki pagodanın etrafında tütsü ve çiçekler eşliğinde turladılar.

_DSC4018

_DSC3966

Skytrain & Sky Walk ve AVM’ler

Bangkok çok yüksek bir şehir. Böyle Manhattan, Tokyo vb gibi. Merkez Sukhumvitte bolca yüksek bina arasında yükseltilmiş beton üzerinde giden tren-skytrain-, sizi o yüksek binalara ve şehrin uzak kesimlerine götürüyor.

IMG_20170522_150613_987
Bangkok büyük ve yüksek bir şehir. Solda skytrain – havatrenin en üst katı, ortada skywalk-hava kaldırım en altta da karayolunu görebilirsiniz.

Ben AVM görmek istemiyorum diyorsunuz değil mi? Ben de öyle diyordum ama sıcak ve nemden dolayı serinlemek için bile olsa AVM’lerden faydalanıyorsunuz. AVM’lerin diğer bir artısı ise yemek katları. Eğer sokaktaki yemekler Türk standartlarında sıhhi görünmediyse gözünüze AVM yemek katlarında bu yemekler nispeten daha sıhhi ortamlarda hazırlanıyor. Üstelik sokak yemekleri ile aynı ucuzlukta…Skytrain’in hemen altında bulunan Skywalk yürümek için çok güzel. Üstünden geçen skytrain sayesinde gölgeden yürümüş oluyorsunuz sayesinde.

_DSC3849

Mototaxi

Bangkokta taksiler ucuz. Ucuz olmasına ucuz ama neredeyse İstanbuldan beter bir trafiği olduğundan taksi kullanmanız gerektiğinde ve biraz da macerasever biriyseniz size mototaksileri önereceğim. Mototaksiler üstlerine fosforlu turuncu yelek giyen ve mahalle köşe başlarında bekleyişlerinden anlaşılıyorlar. Eğer gitmek istediğiniz yeri anlatabilir iseniz metro’dan daha ucuza ortlama birim fiyatı ile gitmek istediğiniz yere gidebilirsiniz. Tayların tamamı mototaxilerle ulaşım sağlıyor. Süper şık giyinmiş Tay hanımefendileri ve beyefendileri de mototaksi üstüne hem giderken hem de ellerinde yemek yerken görmeniz çok olası. Yalnız sıkışık trafikte bile slalom yapıyorlar o yüzden hazırlıklı olmakta fayda var 🙂

Bangkok’ta kahve

Tayland’ta yemekler ve içecekler ikiye ayrılıyor. Tay yemekleri & içecekleri ve Batı yiyecekleri & içecekleri.. Tahmin edersiniz ki Batı’ya ait şeyler ortalama Tay yemeklerine ve içeceklerine göre 5 kat daha pahalı. Maalesef kahve de Tay kültürü olmadığı için oldukça pahalı. Benim gibi bir kahvesever iseniz kahve bulmak ilk etapta zor görünebilir ama şehri ufak ufak anlayınca aslında kahvenin ne kadar rahat erişilebilir olduğuna şaşacaksınız. En kötü ihtimal çok kahveniz gelir ise belli başlı alanlarda Starbucks var.. Onlardan kahvenizi alabilirsiniz..

Roots Cafe

Açık ara kahvesini en beğendiğim kahveci Roots Cafe Bar oldu. Ortalama bir kahve 3 USD’ye denk geliyordu. Batı tarzı içecekler maalesef mango suyu, meyve suyu vb. asya içeceklerinden biraz pahalı maalesef. Kahve çekirdeğini ne tercih edersiniz diye sormaları ile de 10 puan aldılar benden 🙂 Bir de baristalar İngilizce konuşabiliyorlardı.  Burası sayıca bol dükkanın yan yana olduğu bir çeşit AVM aslında. içeceği bir yerden, yiyeceği bir yerden alıp ortak masalarda içiyor ve yiyorsunuz. _DSC4317

Crazy About Coffee

Şehrin Doğu yakasındaki otogarının hemen sağ tarafında oldukça hipster bulduğum Crazy About Coffee Bangkok’ta kahvesini beğendiğim diğer bir mikro kahveci oldu. Burada da çekirdek tercihiniz soruluyor.  Yanılmıyorsam Nikaragua kahve çekirdeğinden sipariş etmiştim. Burda  da kahve biraz daha pahalıydı, yaklaşık 4 USD verdim diye hatırlıyorum.

_DSC5022

dsc5019.jpg
İnstagramın olmazsa olmazı, kahve- kaktüs – çiçek :P. Görüldüğü üzere aşırı hipster.

Çatuçak Haftasonu pazarında kahve satan minik dükkanlar

_DSC4360

Haftasonu çatuçak pazarını seyahat programınıza alır iseniz burda sıcaktan ve açık havada durmaktan çok yorulacağınızdan bu minik dükkanlarda kahve molası verebilirsiniz. Genelde oturacak bir yer bulunamadığından zor oluyor. Buralarda yer bulamadığımdan ve aşırı kalabalık sebebi ile kahve içemedim, onun yerine arabalı satıcılardan soğuk baharat çayı alıp içmiştim.

_DSC4342

Bangkok Otogarı

İlginç bir şekilde Bangkok ana otogarındaki açık alanda içtiğim kahve hem çok ucuzdu, yaklaşık 1 TL bu sefer USD fiyatı vermiyorum bakın, hem de çok güzeldi. Hatta elimiz yanmasın diye peçete ile kağıt bardağın etrafını sardı 🙂

_DSC5040

Skywalk kahvecileri

Tam bir büyük şehirli havası veren bu kahveciler Skytrainin hemen giriş ve çıkışlarında bulunuyor. Ben biraz pahalı bulduğumdan ve oturacak yerleri olmadığından bu kahve tezgahlarını tercih etmedim.

Sokak Kahvecileri – El arabasında

Bangkokta sokakta yemek olduğu gibi sokak içecekçileri de var. Çoğunlukla soğuk içecek hazırlayan bu içecekçilerde soğuk kahve de içebiliyorsunuz. Frappeyi andıran kahveler hazırlıyorlar ama genelde içine yarım kilo şeker atıyorlar. Şeker atma diyemediğimiz için (çünkü ellerinde önceden hazırladıkları şekerli bir karışımı eritiyorlar) bir iki alma denemesinden sonra sokaktan kahve almayı kestik. Maalesef çok şekerli..Anlaşabilmek de imkansız.

Terminal 21 AVM

Terminal 21 her bir kat farklı bir ülkeymiş edası verilmiş, dışı ve ana güzergahları da uçak ve havalimanı konseptleriyle donatılmış bir AVM aslında. Bu AVM’nin yemek katını Asya yemeklerini denemek için bolca kullanmıştık. Tabaklar ortalama 3 TL olduğundan reddedemeyeceğimiz tekliflerle geliyorlardı. Buradaki yemekler ve meyvesuları müthişti ama kahveciler maalesef beklentilerimin çok altındaydı. Çok gerekmedikçe almayın derim.

Bangkok’u bir yazıya sığdırmak mümkün değil tabi.. Vaktim oldukça yazı yazacağım.

 

Bangok Fotoları Potborisi

_DSC4058_DSC4074_DSC4124_DSC3976