Zamana Meydan Okuyan Aizanoi

Bu defaki gezimde yaşadığımız ülkede değeri henüz anlaşılamış muazzam bir kültür mirası olan Aizanoi antik kentini ziyaret etmeyi amaçladım. Yakın coğrafyadaki Efes Antik Kenti kadar ünlü olmaması ve ülke tanıtımlarında yer almaması biraz üzücü olsa da en azından sahip çıkılarak korunması hoşuma gitti diyebilirim.

Zeus Tapınağı
Zeus Tapınağı Önden Görünüşü

Aizanoi, Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesi sınırları içerisinde bulunan M.Ö. 130 yılı civarında burada yaşamış olan Romalılardan kalma bir antik kent. Bölgenin Helenistik dönemde Frigya, Bythinia gibi bir şehir devleti iken Romalıların egemenliğine geçtiği rivayet edilmektedir. Zeus tapınağı, Anfi Tiyatro, Borsa binası, Sütunlu cadde gibi yapıları günümüze kadar sağlam gelmeyi başarmış olmasına insan gerçekten hayret ediyor 🙂

Zeus tapınağı
Zeus Tapınağı

Bölgedeki yükselti üzerine inşa edilmiş olan Zeus Tapınağı bölgede meydana gelen depremlerden dolayı zarar görmüş olsada sapasağlam biçimde biçimde duruyor. Benim ilk ziyaretimde halka açık olan bu mekanın etrafına çit çekilmiş durumda ve müze olarak ziyaret edilebiliyor. Müze kartınız varsa ücret ödemeden ziyaret edebilirsiniz. Giriş yaptığınızda tapınağı ve etrafındaki arazide sergilenen tarihi eserleri dilediğinizce gezebilirsiniz.

Anfi Tiyatro
Anfi Tiyatro Kalıntıları
Sütunlu Cadde
Sütunlu Cadde

Ulaşım:
Aizanoi Kütahya şehir merkezine 58 km uzaklıkta. Kentin bulunduğu Çavdarhisar ilçesine Kütahya ilçe merkezinden saat başı kalkan dolmuşlarla ulaşabilmeniz mümkün. Ben bir bisikletsever olarak şehir merkezinden pedal çevirmek suretiyle 4 saatte ulaşabildim. İlçeye ulaşımı sağlayan yollarda trafik oldukça sakin fakat ben yine de o yolları bisiklet tepesinde tek başınıza tepmenizi önermem, belki kalabalık bir grupla ıssız yollarda seyahat edebilirseniz eğlenceli olabilir.

Konaklama:

Malesef ilçede konaklayabileceğiniz herhangi bir yer yok. Sanırım bunun nedeni de insanların buraya ilgi gösterip ziyaret etmemeleri olmalı. Konaklayabileceğiniz en yakın yer 40 km uzaklıktaki Gediz ilçesidir. Maalesef bu durumdan ötürü havanın kararmadan bölgeden ayrılmak zorunda kaldım.

Unutmadan belirteyim, İlçe halkı buranın ziyaret edilmesine ve turist görmeye az da olsa alışkın olduğu için sizleri sıcak karşılıyor. Sanırım onlarda buranın fazla ilgi görmemesinden dolayı az sayıda ziyaretçiden biri olan bana ellerinden geldiği kadar konuksever davrandılar.

Amsterdam..Tour de France gibin..

Hollanda ve Amsterdam “coffee shop”ları ile öyle özdeşleşmiş ki turistler bu şehrin ismini bile duydukları anda algıları açılıveriyor 🙂

Bana göre ise bu şehir bisiklet yolları ve bisiklet kültürü açısından “Dünyanın en iyi bisiklet şehri” seçilmesi ile ünlü bir kent. Her otomobil yolu yanında mutlaka bir bisiklet yolu bulunuyor. Hem de gidiş ve dönüş olmak üzere çift şerit. Bisikletliler için özel ve güzel ışıklandırmalar mevcut. Hani bizim ülkede olmayan her türlü medeni  sayılacak, bisikletli ulaşımda kullanmak için gerekli altyapı üstyapı Amsterdam’da mevcut. Bisiklet sayısı nüfustan bile fazla olduğundan her yer bisiklet her yer bisiklet.  4 Katlı bisiklet otoparkları ve 3 saniyede bisiklet çalabilecek kadar uzman bisiklet hırsızları  herhalde sadece bu şehirde vardır.

Oradaki bisiklet trafiği ise sanırsın Tour de France gibin. Sürücüler birbirinin arkasında durma, rüzgardan korunma peşinde 🙂  Hızlı bisiklet süren  ve hedefe varacakları yere odaklanan şehir bisikletli halkı en ufak bir duraksamaya veya hataya tahammül edemiyor.  Öncelik bisiklet yolunda ve bisikletlide olduğundan yaya iseniz çok dikkatli olmanız gerekiyor yürürken. Bisiklet yoluna yaya olarak adımınızı attığınız anda size bisiklet kornaları azarlar vs. ulaşacaktır. Ben burada bisiklet sürmeye cesaret edememiştim. İki sebebi vardı. Aşırı soğuk hava ve Amsterdam bisiklet trafiğine ayak uyduramayacak olmam.

DSCF1458
Sarı yanınca arkadakiler bisiklet zilini çalmıyor, bekliyor.
DSCF1428
Çiçek pazarından fotoğraf koymazsam olmaz.

DSCF1440 DSCF1480

Yeşil seyahat; Midilli’de pisiklet queyphi

Sizin de kurban bayramlarını uzakta geçirip kendi kendinize kalma isteğiniz var ve paranız mı az ? O hal  iyisimi  yakın komşularımızdan biri olan Yunanistan’a gidelim. Ama bu sefer çok büyük bir değişiklik yapalım. Bisikletimizi alalım.. Bisiklet yakıt istemez, mama istemez, feribotta yanınızda götürdüğünüzde sizden ek ücret istenmez ama sıkı durun ,,, sizi taşıyabilir.. Daha ne isteriz ki hayattan?

Neyse , Ayvalık’tan kalkan Midilli feribotuna bisikletimizle atlayıp balıkların limanda bile kımıl kımıl yüzeyde yüzdüğü Mythillini’ye geçiyoruz. Kasaba dar sokakları, sempatik kafeleri, kilisesi, frappeleri ile tam bir mini Yunan kenti havasında. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi görünen güneşin tadını ekim ayında da rahat rahat çıkarırsınız, Rum taş evlerinin arasında dolaşırken de serinlersiniz.

Bir de bakmışsınız her yerde Türkçe konuşuluyor, kafelerde Türkçe menüler var vs.. Türkler Mythillini için önemli gelir kaynaklarından biri.. Gitmeye devam.

E biz hani buralardan uzaklaşmaya çalışıyorduk.. Orası da Türkiye gibi diyorsanız elinizde bisiklet var ve saatte ortalama 15 km ile uzaklaşmak mümkün herhangi bir yöne :).. İki yön var .Birincisi Ouzo içkisinin en meşhur cinsinin yapıldığı Plumari yönü diğeri ise adanın kuzeyinde yer alan plajları ile ünlü Petra kasabası. Biz Petra yönünü tercih ettik.

20141006_161117_000
Kıpraşan balıklar ve Mythillini
20141006_140424
Bu evin yanına bisiklet çok yakıştı

Bisikletli manzara sahiden eşsiz çünkü yavaş gidiyorsunuz ve gözlemleyebiliyorsunuz. Zeytin bahçeleri, taş evlerden oluşan köyler, köy kahvehaneleri önünde oturuşan yaşlı bastonlu amcalar, deniz izlemeye gelmiş yazar kılıklı entellektüeller.. Ne ararsanız var gibi. Aslına bakarsanız Ege köylerinden hiç mi hiç farkı yok . Yalnızca burada evler gözünüze BETON, BETON diye baağırmıyor.. Taş ev olmalarına rağmen çok estetik ve şirinler. Her bir evde bahçe var ve bahçe estetiği, bahçe bina kombinasyonu estetiği  göz dolduruyor.

Yemekleri de başka yerlere kıyasla çok çok iyi. Deniz ürünleri çok bol ve fiyatları uygun. Dolayısıyla seçimler hep deniz ürünlerini tüketmek yönünde oluyor. Hele o Grek salata  yok mı? Yani devv  feta, kekik, zeytinyağı, koca koca doğranmış domatesler, biberler ve soğan bu kadar lezzetli olabilir mi? İnanılmaz! Midilli’de zeytini denizin içinde salamura ediyorlarmış tadı bana biraz yabancı ve uzak geldi.

20141005_143707
İşte böyle bir koyu baştan başa bisikletle geçebilir yorulunca da bir pansyionda konaklayabilirsiniz.

20141006_160747_00020141005_090214