Kadıköy’de Üç Kahve Barı / Suggested Specialty Coffee Bars in Kadıköy

İstanbul’da her geçen gün gelişen gerçek kahve barı kültürünü getiren kahvecileri seviyorum. Ben de Kadıköy’de olan kahve barlarına uğrayıp kendi paramla kahvelerini tatmaya çabalıyorum.  Tahmin edeceğiniz üzere bu kahve barları sadece kahve yapan, uzun uzun oturmaya müsait alanı olmayan küçük dükkanlar. Bu kahve barlarında işiniz gücünüz kahve içmek olabilir 🙂 Başka bişey yapmak için – ders çalışmak, online iş, çeviri vb. – çok uygun olmayabilir. Genelde 3-4 masa adedi ile küçücük alanları var.

I like the fact that micro roasteries and specialty coffee bars are quite succesfull in Istanbul. Lately I tried to stop by specialty coffee bars in Kadıköy to see how they differ from each other.  These bars are mostly literally tiny shops where you can only sip your morning, midday, evening coffee. Not suitable for online working, translation as there are 3-4  tables only.

ÇEKİRDEK

Moda Mehmet Ayvalıtaş mini parkının köşesinde yer alan Çekirdek kahvesi gerçekten leziz. En çok aromanın kahve tadı üzerinde baskın olmamasını sevdim. Yani kahve içiyorsunuz. Öyle portakal aroması, vanilya vb. değil. O gün uzun bir şehir yürüyüşü yapacağım için yanına da brownie alıp bomba ikiliyi oluşturmuştum.

The micro roastery is on a corner of Mehmet Ayvalıtaş Park in Moda. The taste of the espresso is great as it is coffee bean only. The aromas such as orange, vanille are felt very little or non present.

Caferağa Mh., Şair Latifi Sokak No:9, 34710 İstanbul

RAFİNE

Bu da meşhur Ayının tam karşısı. %100 yoğun kahve ve ayılma garantisi var 🙂 Barista sanırım beni gördüğünde espresso makinasına kahveyi iyice doldurdu kahvem, yoğun bir kıvam ile geldi. Sert kahve sevenler için bire bir.

This coffee bar is just accross the famous bar Ayı (Bear) in Moda. If you  like strong aroma in coffee or maybe you want to stop by after being drunk this is the spot.

Caferağa Mahallesi, Kadıköy Merkez Caddesi, No 69/A, Kadıköy, İstanbul

MAMBOCINO

Cortadosunu sevdiğim Mambocino’nun Moda şubesi zincir kahvecilerin bulunduğu sokakta.

I like the cortado of this shop and it is in the street where the other famous chains are.

Caferağa Mahallesi, ModaCaddesi, No 188/A, Kadıköy, İstanbul

 

 

 

İskandinavya’nın Koyu Kahve(rengi) Şehri Helsinki

Ağustos sonunda İstanbul sıcaklarında terler akıtırken bir anda bulduğum ucuz Baltık bileti ile kendimi Riga ve Talin sonrası İskandinavya’nın soğuk ve güzel kenti Helsinki’de buldum.

Hayatımın en güzel gemi yolculuğu diyebileceğim Talin Helsinki arasında Viking Lines’ın ihtişamlı kırmızı beyaz bir cruise gemisi yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonrası Helsinki’ye ulaştım. Geminin içinde yer alan farklı karakterler ve onların orada çok sıradan olması gözlerimi yaşarttı az biraz. Sosyetesi, rastalısı, karası, beyazı, sakalına beş toka takanı.. Sabahın sekizinde black jack masası başında olanı… Fark yok.. Zaten sabah sakin Baltık denizine eğik vuran dalgalar da ayrı güzellikteydi..

20150827_071518 20150827_080641

Helsinki’ye yaklaşmaya başladığınız zaman gemi dar boğazlardan geçmeye başlıyor. Etraftaki minik adalardaki minik kırmızı İskandinav evler oldukça şirinler. Uzaktan Helsinki koyu kahverengi ve gri tonlara sahip görünüyor. Yakınlaşınca da durum değişmiyor. Şehri tanımlayacak iki renk var kahverengi ve gri 🙂

Konaklama için Eurohostel’in tek kişi konaklamalı odalarından birini tercih ettim. İnanılmaz düzenli, temiz, Market Square’e (semt pazarı) ve liman’a yakın bir hostel. Viking Lines gemisinden iner inmez karşı kaldırıma geçip 2 blok yürüyorsun önüne çıkıveriyor.

  • Markalaştırmalarına bayıldığım Hell yeah! şehir haritası, Food Helsinki Hell Yeah! yemek haritası gibi haritaları alıp hemen kendimi soğuk sokaklara attım.
  • Ortalama 16-20 C arasında olan hava çok değişkendi. Kah yağmur yağıyor,kah güneş çıkıyor,rüzgar esiyor.. Aşırı kararsız bir hava…
  • Şehirde yer alan haritalar, yönlendirmeler, işaretler, tabelalar yer bulma işinizi o kadar kolaylaştırıyor ki.. 2 -3 gün kimseyle konuşmadan yön bulabilirsiniz hatta kimseyle konuşmadan da yaşayabilirsiniz bu şehirde. O kadar sistematik.

Finlandiya ülkece bildiğiniz kahve bağımlısı. Öyle 3. dalga değil bildiğiniz sıcak filtre kahve bağımlısı. Kişi başı kahve tüketimi yıllık 12 kg ile dünyada en çok kahve tüketen ülke konumunda. Somon çorbası bile kahve eşliğinde servis ediliyor 🙂 daha ne olsun. Tam kahveseverlere göre. Bu sebeple bu yazıda sadece Market Square ve kahve içtiğim mekanlardan bahsetmek istiyorum.

Processed with VSCOcam
Kahve (rengi) Helsinki sokağı
Processed with VSCOcam
Bildiğiniz semt pazarı…
Processed with VSCOcam
Semt pazarının sol tarafı Senato binası, az ilerde Ortadox kilisesi, sağında ise dev liman bulunuyor.

Market Square dedikleri bildiğiniz çadırlı bir pazar alanı. Ebatları sıradan bir semt pazarı büyüklüğünde değil yarısı veya çeğreği kadar, mini pazar diye düşünebilirsiniz. İçinde yine seyrine doyum olmayan taze berry’ler, çilekler, sarı – kırmızı frambuazlar, yeşil- mor frenk üzümleri, değişik trüf mantarlar ve tabi ki pişmiş somon ve türevleri var. Ben taze frenk üzümü yemeyi tercih ettim. Garip olan şey bu tip berry’leri tartarak satmıyorlar, litre ile satıyorlar. Belli kaplar var o kapların aldığı kadar :). Ayrıca tüm pazar satıcıları çok akıcı İngilizce konuşuyor. Öğle saati geldiğinde bir paket olarak 7€’ya satılan somon çorbası + ekmek+ kahve paketinden aldım. İnanılmaz lezzetli somon çorbasını mutlaka ama mutlaka deneyin bu  pazarda. Kahve ve ekmeği çok övemeyeceğim. Ekmek olarak verdikleri bildiğiniz 2 incecik dilim wasaydı. Adamların fit kalmasının sırrı ortada 🙂 Kahve ise içtiğim en kötü kahveydi diyebilirim. Su ve kahve rengi karışımıydı sahiden. Ama somon çorbasının yanında o kadar iyi gitti ki hepsini unutup somon çorbasını kaşıklamaya daldım.

Processed with VSCOcam
Somon çorbası, wasa ve dandik nefis kahve
Processed with VSCOcam
Mavi Mersin – Blueberry’yi karşılıyor bence 🙂
Sarı frambuaz?
Sarı frambuaz?
Processed with VSCOcam
Hayatımda ilk kez yeşil frenk üzümü gördüm.
  • Fazer oranın en ünlü pastahanelerinden biri. İnanılmaz şık tasarımlı tatlılar, pastalar şöyle diyor. “Ben yemelik değil seyirliğim”. Sahiden de öyle. Görüntü muhteşem, tat eksik. Yahut benim damak zevkime uygun değil. Seçtiğim seyirlik tatlı limonlu bir mini tart idi. Frazer’ın kahve ile ilgili iyi yönü filtre kahvelerinin taze olması ve sınırsız refill’i olması. Dolayısıyla minik seyirlik tatlımı seyrderken sık sık kahve kupamı yeniden doldurdum.

    Processed with VSCOcam
    Fazer seyirlik tatlısı ve kahvesi
  • İskandinav mantığı self servis, sınırsız refilli kahve neredeyse burada her dükkanda uygulanıyor. Parayı ödüyor boş bardağı alıyorsunuz ve kendiniz eğer filtre kahve dışında seçenek varsa istediğiniz kahveyi yapıyorsunuz. Genelde ise büyük termoslara filtre kahve yapılıyor ordan dolduruyorsunuz.
  • İkinci kahve durağım ise 1800’lü yıllardan bu yana hala aynı yerinde işletilen ünlü Ekberg pastanesi oldu. Burası da iş adamları ve iş kadınlarının öğle yemeklerini atıştırdıkları ve kahvelerini içtikleri bi yer. Kahve servisi refilli yapabilmeniz açısından bardak ve filtre kahve dolu bir zarf ile yapılıyor. Buradaki kahvenin tadı cidden iyiydi. Onun dışında gözüm yabanmersinli tartta kaldı. Çok lezzetli görünüyorlardı. Maalesef benim tadacak yerim kalmamıştı yine somon çorbası + kahve ikilisi ile karnımı tıka basa doyurmuştum.
    Processed with VSCOcam
    Ekberg pastanesi kahve sunumu

    Processed with VSCOcam
    Mavi mersin tartı
  • Ertesi sabah ise Market Square’e uğrama sebebim kahvaltı idi. Esplanade park tarafında şekerli hamur + kahve aldım. Sabah olmasından mütevellit bu sefer kahvenin lezzeti çok iyiydi.20150829_100244

Sakız adasının büyüleyici Pyrgi köyüne bisiklet yolculuğu / A bike ride to incredible Mastic village of Chios, Greece

Bisikletlerle nerede deniz kum güneş tatili yaparız? Bisikletlerimizi hangi otobüs şirketi alır? Sürme mesafeleri gibi minik minik araştırmalar yapınca hedef olarak Sakız adasını seçtik. Kamil Koç’un otobüs başına 2 bisiklet almak gibi bir uygulaması var ama telefonda bunu halletmek istemiyorlar pek. Biz de yoğun olmayan bir hafta içi gün seçip yoğun olmayan saatlerde İstanbul’da metro ile bisikletleri Çeşme’ye taşıdık. İstanbul metrosunda bisiklet taşımak için ekstra ücret alınmıyor. 1 bilet yeterli. Sakız adasına seferleri olan Ertürk Lines ta bisiklet dostu. Oldukça yardımcı oldular.

Çeşme’den kalkan Sakız adası feribotuna bindiğimizde aslında aklımızda deniz kum güneş tatili vardı. Hani böyle kumsalda uzanırsınız sıcaklayınca denize, üşüyünce tekrar kumsala, acıkınca gelir sakız reçeli, sakızlı kahve gider sakızlı toffee, sıcaktan tekrar bunalırsınız buz gibi frappe söylersiniz serinlersiniz öyle bir tatil hayaliydi.. Zaten kutsal kaynak ekşi sözlükte de bol bol okumuştuk Sakız adasının sahilleri ve kumsalları etkileyici diye.. Ancak bize esas büyüleyici gelen sakız bahçeleri arasından Pyrgi köyüne bisiklet yolculuğumuz oldu. İlk sürpriz feribot yolculuğunun sadece ve sadece 20 dakika sürmesi. Süper değil mi? Tahmin ettiğimden bile yakın…

Adaya adım atar atmaz ayağımızın tozuyla frappelerimizi yudumladık. Yunanistanda kahvehanede oturur gibi takılan amcalar artist artist frappe yudumluyorlar. Frappe de kondanse süt, instant kahve ve süt karışımından oluşuyor ve mikserle çırpıyorlar o yüzden oldukça leziz ve görüntüsü hoş.

As a couple we enjoy travelling by bike so much so we searched for a travel destination that is bike friendly and searched as well alternatives to transfer our bikes from Istanbul. Chios island is a close destination and we liked the idea to have a sunny beach holiday with some bike involved in it.  Kamil Koç coach company allows up to 2 bikes per bus but you can not handle it via phone or internet. You need to directly negotiate it with the coach itself.  We used Istanbul metro that allows bikes outside rush hour, no extra payment is needed for the bikes and than got to the coach to Çeşme. Than from Çeşme we used Erturk lines who were bike friendly as well.

When we headed from Çeşme what we had on our minds was to do a holiday on the beach. You know the ones that you lie on the beach under the sunny sky and when you are hot you jump in the sea, order mastic coffe, frappe or drink and enjoy it etc..However we were very much impressed instead from the bike ride to the amazing Pyrgi village within the Mastic Villages of Chios. To our first surprize at just the beginning of our journey the ferry ride just took 20 minutes! Chios island is so close to Turkey shores…

1486583_10153370342268713_2358631221360258688_n
Frappe Sıcakta gerçekten iyi geliyor / The Greek frappe is to be enjoyed under the hot Sun 🙂

Konaklayacağımız hostel Chios merkeze 4 km uzakta Karfas yakınlarında bir yerde Topakas House’idi.  Sahilde bisiklet sürerken karşı kıyılar olan Çeşme sahillerini ve Türkiye rüzgar güllerini izleye izleye gidiyorsunuz. Hostele vardığımızda Türkçe /İngilizce / Yunanca konuşabilen süper sıcakkanlı evsahibemiz Eleni biraz şaşırdı bisikletlerle gelmemize ama hemen alıştı 🙂 Karfas gerçekten bir deniz cenneti.

The hostel that we would stay was Topakas House which is a 4 km bike ride to the centre of Chios. You are riding on the shore viewing Çeşme shores and wind tirbunes of Turkey an amazing sea shore.. Than we met our cheerful host Eleni that could speak Turkish and English. Karfas is a real heaven of beaches.

20150610_090240
Sabahın erken saatlerinde Karfas plajı. / Calm Karfas beach early in the morning.

Biz böyle tatil yapacağımızı düşünürken esas gidilmesi ve görülmesi gereken yer Sakız köyleriymiş meğer. Sakız adası Yunanistanda geliri turizme değil de tarıma dayanan nadir adalardan biri. Adanın sadece güney kesimi sakız ağacı koşulları için elverişli. Şansa bak ki 2 sene evvel itfaye sınavını geçemeyen biri bir yangın başlatıyor ve bu küçük alanda büyük çapta sakız ağacı bahçelerinin yanmasına sebep oluyor. Ne fena 😦

We thought we would be doing a beach holiday as the picture in the above however we soon realized that there are heavenly beautiful mastic villages to be seen. Chios island is one of the rare Greek islands whose economy do not enitrely rely on tourism. The island’s south part is hometown of Mastic tree. Mastic aroma is areal favourite aroma in Easter Europe and Turkey. Unfortunately 2 years ago a fire brigade candidate that was not able to pass the firbrigade test sets a fire in Mastic gardens area resulting in a destruction of a huge mastic gardens. How unfortunate 😦

20150611_115421
Yoldaki bir sakız ağacı bahçesi / A mastic garden on the road

Eleni’ye bisikletle 25 km mesafedeki Pyrgi köyüne gideceğimizi söylediğimizde ooooo çok uzak nasıl yapacaksınız yol bol rampalı inişli çıkışlı diye tepki verdi hemen 🙂  Onunla beraber oturan öteki teyzeler de destekledi. Ama sabır ve inatla düştüğümüz inişli çıkışlı zorlu yolu sağ salim atlattık. Zorlandık tabi. Sonuçta bizler 2 masa başı çalışanı her gün bisiklete binmeyen tipleriz 🙂 Ama manzaranın güzelliği, sakız ağaçları bahçelerinde dinlenmelerle hemen hallediyorsunuz.

When we told Eleni that we would be riding to Mastic village Pyrgi she reacted immediately that it was so far and slopy and  the other ladies sitting around her supported her idea but we were determined to go not by tourist bus but by bikes. We have to admit that it was a tough and slopy  journey but  in the end we were happy. It is not an easy journey for office workers that do not ride bike every day.We have to acept that fact 🙂 The sceneric beauty of the ride, mastic gardens were marvellous though..

Pyrgi’ye ulaştığımızda çok mutlu olduk. Begonviller arasında inanılmaz güzel bir mimari… Bu arada Büyükadada görmeye alıştığımız pembe begonvillerden farklı olarak adaya özgü biraz daha koyu pembe-kırmızı arasında bir renkte begonvillerle kaplı evlerin çoğunluğu bu adada.

The paperflower is everywhere in Chios just that the color is not the pale pink color, what we used to see in Prince island in İstanbul bur a darker-reddish pink.

20150612_14043920150611_13484620150611_134547

Ceneviz ve Osmanlı esintileri taşıyan Pyrgi köyü mimarisi gerçekten muhteşem. Binaların tüm dış cepheleri scrafitti veya ksista olarak bilinen bir teknikle geometrik şekillerle dekore edilmiş. Bu yöntemde kumla ve çimentoyla kaplanan dış cephelerin üstüne bu desenler çiziliyor. Genelde de köylüler biber, domates,patlıcan kuruttuklarından çok güzel görüntüler ortaya çıkabiliyor. Kristof Kolombun bu köyde doğduğu iddia ediliyor.

The most interesting feature of Pyrgi are the decorative designs scratched into the exterior walls of the houses, known as scrafitti orksista. Mostly geometric forms, ksista has gone through several periods and may have originated in Genoa or in Istanbul. The process, which is still practiced today, even on the modern buildings of the village, begins with the spreading of a mixture of sand, asbestos and cement on the walls of the house. The villagers dry tomateo,papper and auborgine on the oter walls and create a much more secenery. Cristof Colomb is beleived to be born in this village.

20150611_13395220150611_134507

20150611_134347

20150611_13442620150611_135622

20150611_14015720150611_135651

20150611_13335320150611_132449

Bir de böylesine güzel bir köyde üstüne kocaman Feta oturtulmuş Grek salata, Mastika pastası (Sakızlı pasta) ve Uzo varsa daha ne ister insan?

What coud possibly a human want more than a Greek salad with a big piece of Feta on it, a Mastic Cake and some Ouzo??

20150609_14473920150611_12394920150611_214927

Türk Kahvesi “Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirası”

Güzel bir Türk Kahvesi sunumuna katılmanın verdiği gaz ile bu sefer de Türk Kahvesi ile ilgili karalama yapayım dedim.

Türk Kahvesi Arabica çekirdekilerinin pudra kıvamında öğütülmesiyle elde ediliyormuş. Dünyada en ince çekilen kahve oluyor kendisi. Eğer pudra kıvamında çekilmez ise kahve suyun üstünde yüzer, telvesi de dibine çökmeyeceğinden içimi biraz daha rahatsız olur idi.

Efenim doğru mudur efsane midir bilmem ama bir gün bir çoban Etiyopya civarlarında (Habeşistan) koyunlarını otlatırken bir bitkiyi yiyen koyunlarının daha da canlandığını farkeder ve kahve çekirdeğini keşfeder. Sonrasında sabahları ibadet etmek için çok erken kalmak zorunda olan sufiler de bu kahverengi suyu içerek daha  dinçleştirirler kendilerini ibadet esnasında. Kahve kulaktan kulağa o bölgede ve Osmanlı topraklarında bu şekilde yayılır, en sonunda da meşhur Viyana kuşatmasında Osmanlı ordusunun kahve çuvallarını Viyana kapılarında bırakma hikayesini hepiniz duymuşsunuzdur.. Avrupanın kahve çekirdekleri ile tanışması da böyle olmuş.

İtalyanlar espresso makinesini keşfedene kadar (galiba 2.dünya savaşı sonrası zamanlarda) Türk kahvesi popülerliğini  korumaya devam etmiş.

Türk Kahvesi ile ilgili dün öğrendiğim en önemli nokta ise kendine özgü pişirme tekniği ile uluslararası tescilli ilk markamız olmuş olması. UNESCO’nun “Somut olmayan kültürel miras” listesine alınmış. Böylece, beş asırdır süregelen bu lezzet, kendine özgü pişirme tekniği ile uluslararası tescilli ilk markamız olmuş.

Pişirilişiyle, sunumuyla, köpüğü ile rengi, kokusu ve tüten dumanı ile espressonun aksine hiç biri birbirine tam olarak benzemeyen tadı ile Türk Kahvesi sahiden bir baş tacı.

Kokusu ile ilgili de bir iki kelam etmek isterim. Arabica kahve çiçeği kokusu yasemin ve portakal çiçeği karışımı gibi.

Kahve kokusu ise kahve tüketimimizin en temel sebebi olabilir sahiden. İster Merlyn Monroe gibi sade düşünüp “bazı kokular var insanı baştan çıkarır” deyin, ister Marcel Proust gibi “geçmişe ve yaşantılarımıza  koku ve tat bizi  götürür” felsefesinde olun kesin olan; kahve kokusunun bizi bir yerlere götürüp geri getirdiği ve kokusunun bize pozitif çağrışımlar yaptığıdır.

kivamli_ve_bol_kopuklu_turk_kahvesi_nasil_yapilir3

Resim:Hürriyet Aile

Gurme kahve de neyin nesi?

Havalar da iyice soğudu artık. Kapalı mekanların tadını çıkarma zamanı geldi.. Maalesef bizde yurtdışındaki gibi meydanlarda noel kutlamaları yapılmıyor. Sıcak şarap içme alanları gibi alanlarımız da olmadığından kapalı alanlarda kahve severler kahve içerek mesut olmaya çalışacak.

İstanbul’un her köşebaşında burun gıdıklayan kahve kokusu ve adam başına artan barista sayısının bize anlatmak istediği tek bişey var. Kahve eskisi gibi su + kahve değil artık. Gurme oldu gurme! Türk kahvesinin bile gurme versiyonları var. Bana göre ise “gurme kahve” demek artan katkı maddesi ve artan fiyat demek sadece.. Süt, süt köpüğü, kakao kahveye güzel tatlar verebiliyor ama onun dışında kahveye eklenen her şey bana göre yanlış ve kahvenin tadına zarar veriyor. Buna şeker de dahil. Hatta en saygı duyduğum ülke ve milletlerden olan Hollanda’da “Koffie verkeerd” diye ünlü bir kahve var. Bu kahve bildiğiniz “Yanlış kahve” anlamına geliyor. Çünkü doğru kahve olan kahve+su’ya göre çok fazla süt içeriyor. Bildiğiniz Latte veya  Cafe au lait aslında.

Günümüzün devasal kahve makinelerinde yapılan latteler ve macchiatoların yanında kahve+su’yu kıymetli bulmayanlar olabilir tabii. Onlar da artık rahatlıkla sokak başlarında gurme kahve yapan mekan bulabiliyorlar. Oralardaki tek mesele bitmek bilmeyen kuyruklar. Bir blogger çok güzel bir şema çizmiş. Çok beğendim:

o-COFFEE-INFGRAPHIC-900
Kumlu alan: Kahve alırken kuyrukta geçen bekleme zamanı Kahverengi alan: Sosyal medyada kahvemizi paylaşırken geçen zamanı Turuncu alan: Kahvemizi içerken geçen zaman

 

 

Evimizde dev bir kahve makinesi yoksa gideriz kahveci dükkanlarına tadım yapmak için sıra bekleriz. Kahve seçiminizi yapmaya çalışırken şunlardan birini duymuşsunuzdur eminim: Köpüksüz nan fat lütfen, ayy kremasını fazla koymuşsunuz, chai tea latte istiyorum one shot espresso da ekleyelim… Kaprisli müşterilerden bahsetmek bile istemiyorum. Baristaların başbelaları :).

Normalde kahve +su yaparak bize keyif veren güzelim kahve şimdilerde gurme kahveye dönüştü. Artık maksat kahveyi içmek değil sosyalleşmek, sosyal medyalaşmak veya başka şeyler..Kısacası görünen o ki Kahve, içimi dışındaki artıları aracılığı ile de insanlığa  hizmet vermeye devam ediyor.

İtalya’da beş köy, beş aşk :Cinque Terre

olanbiten (4)

Nedendir bilmem ama “yurtdışı tatil” deyince hep akla ilk Roma gelir. Galiba vakti zamanında  Audrey Hepburn’lü Vacanza Romana filmi ile iyi PR yapmış İtalya  ve Roma akıllarda iyi tatil diye bir yer edinmiş.

Bendeniz ise İtalya ile ilgili ilk yazımın mutlaka Cinque Terre olmasını istedim. Çünkü içinizi kıpır kıpır edecek romantik* alanlara, inanılmaz doğal güzellikte kıyılara ve mini mini trek rotalarına sahip bir bölge burası. En önemli özelliği ise köyler arası ulaşımın sadece trenlerle yahut yürüyüş ile yapılıyor olması.

10527670_10152224724262957_7059851020300517902_n
Tren yolculukları öyle güzel ki.. Tren çok sık tünellere giriyor.
10360345_10152224723527957_1875706827759977434_n
Riomaggiore Monteresso’ya yürüyüş rotasından bir fotoğraf.
10342415_10152224750502957_1344373014591903527_n
Vernezza -Manarola köyleri arasındaki yürüyüş yolunun başlangıcından Vernezza köyü manzarası.

Cinque Terre İtalyanca’da beş köy anlamına geliyor. Riomaggiore, Vernezza, Manarola, Corniglia ve Monterosso köylerinden oluşuyor. Sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş evler, estetik keşmekeş yaşam stili ve şirin kayıklara ev sahipliği yapıyor bu köyler.  Henüz Amerikalılar dışında çok tercih edilen bir destinasyon olmadığından gerçek İtalyanlar ve onların gerçek yaşamlarına tanık olabiliyorsunuz.

İtalyan sahillerinin güzelliği, bakımlı balıkçı kayıkları, üzüm bağları, limon ağaçları, renk renk begonviller, şarap, insanların neşesi bir araya gelince aşk olmaz da ne olur? Bu aşk’ın en kıymetli malzemesi ise köyleri birbirine bağlayan tren yolculukları. Tren’in düdüğünü duyduğunuzda sevdiğinize kavuşmak için yola çıkmaya hazır oluyorsunuz…

Yemek açısından asla sıkıntı çekmezsiniz. Pizzalar, deniz ürünleri ve şarapseverler için Toscana bölgesinin leziz şaraplarını kolaylıkla iyi fiyatlara bulabiliyorsunuz. Benim oradaki en sevdiğim yemek mekanı Vernezza’daki Geleteria (Dondurmacı) oldu. Yerini tarif etmeyeceğim çünkü önünde bekleyen insanlardan ve dükkanın etrafında mutlulukla dondurma yiyen turistlerden kapısını bulmanız hiç zor olmayacaktır. O dondurma öyle efsane bişey ki bir seferinde üst üste 18 top yemeyi başardım. Üstelik bu 18 topun her biri farklı aromaya sahipti. Genci yaşlısı, yerlisi yabancısı herkesler dondurmayı yalayarak yemenin tadına varıyor desem abartmış olmam.

Tren ve yaya yolu dışında öteki ulaşım metodları zor -Riamaggiore’de karayolu var- başka bir deyişle seyrek . Dolayısıyla bu beş köy doğa sever yürüyüşçüler için bire bir..  Yürüyüş rotaları- daha doğrusu patikaları-  yer yer tepe yamaçları üzerinden , sık sık yamaç sırtlarından , bazen sahillerden, şarap bağlarından geçmece şeklinde. Tabi bu patikalar dik yamaçlarda olduğundan sık sık toprak kayması, erozyona uğruyor. Dolayısıyla yürümek için yola çıkmadan önce mutlaka yolun açık olup olmadığı teyid edilmeli. Bazı noktalara check point yerleştirilmiş ve geçmek için 7€ gibi bir ücret ödüyorsunuz.

1976961_10152224723662957_4917823858108174594_n
Manarola köyü
10421301_10152224723307957_2861495263148065012_n
Kayıkların hepsi İtalyan şıklığını yansıtan örtülere sahip.
10406537_10152224750752957_2949632621037555145_n
Bu geçit sahil – Vernezza köyü arasında.
10527349_10152224752672957_4591828645771217555_n
Montorosso köyü

10373497_10152224724047957_3305314238439033214_n 10482596_10152224723577957_983343083206728927_n 10491194_10152224724157957_6045044164508585629_n 10527506_10152224752822957_734965680055451493_n 10530929_10152224747842957_2961339013321399114_n 10556288_10152224723342957_7161883439192822322_n 10557244_10152224748097957_5788734215546878855_n 10557292_10152224747582957_5173858608746405290_n

Cinque Terre La Spezia iline bağlı ve aslında baktığımızda bu il pek çok destinasyona sahip geniş bir bölge. Amma velakin gel gör ki bizim ahali tutturmuş bir Portofino diye sadece Portofino’ya gidiyor Cenova üzerinden. Sonra bir bakıyorsunuz Portofinoda her yer Türk İtalyan yok :).  Akabinde Portofino’da kahve keyfi paylaşımı yapmak isteyenler latte diye kahve sipariş edip karşılarına süt gelince ama aaaa ben süt siparişi vermemiştim sütlü kahve istemiştim gibilerinden vukuatlar yaşıyorlar. Efenim lütfen yapmayınız etmeyiniz. İtalya’da latte sipariş ederseniz masanıza sadece süt gelir o da kahve içermez. Kahveseverler aman diyeyim.

*Yazar burada hem Romantizm akımını hem de anlam kötülmesine uğramış hali olan Romantikliği kast etmektedir.

Romantizm akımını şu resim çok güzel ifade ediyor. Bir de alta bir tanım ekledim.

Caspar_David_Friedrich_-_Wanderer_above_the_sea_of_fog

1790‘dan yaklaşık 1850‘ye kadar Avrupa‘da edebiyatın müziğin felsefenin görünümünü köklü bir şekilde değiştiren ve resimde bir yenilenmeye yol açan romantizm (fr. romantisme), belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber, var olmanın özgür bir ruh hâlini işaret etmektedir. Ortaya çıkışında ise 1789 Fransız İhtilali sonrasındaki toplumsal, siyasal ve düşünsel yapının etkileri vardır.

Kısaca espresso ve türevleri ..

Kahve, su, süt, çikolata ve köpüğünüz var ise çeşit çeşit kahve yapabilmeniz mümkün oluyor. Temel ve değişmeyen malzeme espressodur.

Espresso: Taze öğütülmüş kahve çekirdeğini yüksek basınca tabi tutarak çıkartılan nefis ötesi kahve özütüdür.

Americano: Su ile espressoyu karıştırırsanız Americano olur.

Macchiato: Espersso’ya bir damla süt eklenmesi ile elde ediliyor. Ama şimdilerde daha çok süt köpüğü ekleniyor. Üzerlerinde azıcık beyazlık olan ve süslemeleri en çok yapılan kahve türü bu.

Au Lait: Fransızca sütlü kahve anlamına geliyor. Espresso ve süt karışımı demek. Sütü soğuk katanlar, sütü sıcak katanlar bu kahve türünün envai çeşidi bulunuyor.

Latte: espresso, süt ve süt köpüğü karışımı demek. Ancak İtalya’da latte sipariş ederseniz masanıza sadece süt gelir.

Cappucino: 1/3 Espresso oranına 2/3 taze yağlı sütün köpürtülerek hacim kazandırılan içecek, Oldukça farklı varyasyonlarda yapılabiliyor.

Mocchacino: Latte gibi espresso ve süt ana bileşenleridir. Farkı kakao tozu veya çikolata eklenmiş olmasıdır. Cafe mocha sıcak çikolataya espressonun eklenmesi ile oluşuyor denebilir.

Bu hala bana karışık geliyor diyorsanız işte size basit bir küme anlatımı :

unnamed

Herkese bol kahveli günler…

Dünya kahve günü 29 Eylül mü? 1 Ekim mi?

Aslında geçen sene yazdığım bu yazı 29 Eylül’e br gün kala okunup paylaşılmaya başlayınca hemen yeni bir güncelleme yapma gereği hissettim. Çünkü bazı kahve dükkanları veya (roasters) 29 Eylül’de bu günü kutlayıp bedava kahveler dağıtırken bazıları da 1 Ekim’de kutluyor.

Bir Milan kahvecisi de 29 Eylülden -1 Ekime kadar tarih vermiş. Ne güzel İtalyanlara her gün bayram, her gün kahve günü zaten 🙂

29 Eylül  gününde sadece Amerika’da bazı zincir kahve dükkanlarında dünya kahve günü kutlanacak. USA Today’in haberine göre Dunkin Donat, Krispy kreme ve ismini daha önce duymadığım dükkanlar Amerika’da herkesi bedava kahve içmeye davet ediyor.

Davete icabet edebilecek ABD’de yaşayanlar için link: http://www.usatoday.com/story/news/nation-now/2015/09/27/national-coffee-day-where-get-freebies/72872018/

Türkiye’den ise Starbucks bugüne (29 Eylüle) özel bir kahve alana aynı boy bedava kahve dağıtacağını duyurdu. Ancak bu bedava kahve için fotoğraf çekeceksin instagramda paylaşacaksın ya da marka kartı olmalı gibi şartları var.

ICO-International Coffee Organization ise Dünya Kahve Günü kutlamalarını, kampanyalarını, tadımlarını, etkinliklerini ve ücretsiz kahve dağıtım günü olarak 1 Ekimi belirlemiş. Kısacası Adil Ticaret Kahveciliği yapan kahvecilerin kendini tanıtma günü  1 Ekim. Güzel de bir web sayfası hazırlamışlar http://internationalcoffeeday.org/. Katılan kahve dükkanları ve roasterlar tek tek isimlendirilmiş. Her türlü detaylı bilgi İngilizce olarak mevcut.

1948056_10151948852617957_1458414408_n

ICO etrafında birleşen orta ölçekli, piyasayı fiyatlarıyla ezmeyen kahve üreticileri  çoluk çocuk çalıştırmıyor, işçileri ezmiyor. Sadece beyaz yakalı kölelere sahip 🙂 Bu üreticilerin kahvelerinin fiyatı yüksek olduğundan fazla bedel ödüyormuşuz gibi geliyor.. Ama yine her ucuz üründe olduğu gibi ucuz ürünlerin bedeli çok ağır.

İstanbul’da da fair trade coffee zinciri kahveleri satan pek çok mekan var. Birbirinden leziz Güney Amerika kahvelerini, farklı tadlarda deneyimlemek mümkün.

Bu sene 1 Ekim’deki etkinliğe Gümüşsuyunda bulunan Twins Coffee Roasters katılıyormuş. 250 gr özel harman kahvelerinden alana ücretsiz herhangi bir kahve vereceklermiş. Daha detaylı bilgi için sosyal medya hesaplarına bakmakta yarar var.

O zaman bugün ve 1 Ekimde her gün içtiğimiz Türk kahvesi veya espresso’ya yeni bir fair trade coffee kahvesi ekliyelim mi?

Afiyet olsun tüm kahveseverlere..

(Güncelleme: 29 Eylül 2015)

cd39b461f863a7862c2bb9fd4f3db336