Selimpaşa’nın eski evleri

Selimpaşa İstanbul -Tekirdağ D100 karayolu üzerinde çok sık kez tabelada ismini gördüğüm ama hiç gitmediğim bir yerdi – geçen haftaya kadar. Meğerse Cumhuriyet kurulmadan evvel bir Rum köyü imiş – Yunanca adı da Epivates imiş.

Mübadele döneminde Selanik civarından gelen göçmenler buralara yerleştirilmiş. Şimdilerde köy havası yazlıkçı havası tarafından esir alınmış gibi görünse de görmeye değer enteresan bir yer. Farklı tarzda yaşamlar iç içe yaşıyor diyebiliriz. Öncelikle martıların yüzdüğü upuzunnn bir sahili var.  80’ler stili yazlık tarzı mimari hakim. Aile çay bahçeleri bile betonerme üzerinde tahta masa – plastik sandalye ikilisi ile 80’leri net olarak yansıtıyor..

sahil

Pek çoğu çok yıkık dökük olsa da bir iki taş Rum evi, restore edilmiş okul, dar sokakların arsında sevimli renklere boyanmış şirin evcikler ve bol bol kedicikler görebilirsiniz.

tarihi ocak
Isınma ve yemek pişirme fırını

eski ev 6eskiev2eskievvekedi7eskiev3eski eveskiokul ve yeni okul

Zamanında  sarayda doktorluk yapmış Sarantis Arhigenis’in kurduğu lise statüsündeki Arhigenio Partenagonion okulu da o civardaki Rumların okulu olmuş mübadele öncesinde. Şimdilerde de belediye binası olarak halka açık internet kullanımına hizmet ediyor. Ortadoks kilisesi Azize Paraskevi’nin orada doğum yaşadığını düşünüyor.

internetbilgiişlemarhiton

Bir de Selim Paşa tarafından su sarnıcı olduğunu tahmin ettiğim bir alanın hemen yanına bir çeşme kurulmuş. Çeşmenin hemen yanındaki tabelada şu şiir var: Fahri alemin adaşı eski sadrazam, o mevkii yüce zat, Bigados’ta bu suyu akıttı, yoldan geçenlerin hayır dualarını almak için dilediği şekilde maksada uygun olarak bu suyu akıttı. Esad’ın kaleminden bu gönül alan tarih sızdı. Selim Paşa Allah Rızası için bu suyu akıttı. (Miladi 1828)

cesme

Şişli Mıstık Parkında Kedicik kompleksi

Bugün biraz gidemedik biz evimize Şişlide araba ile kala kalıverdik. E biz de yakındaki parka yürüyelim bari dedik, geldik Teşvikiye Mıstık parkına.

Böyle dev ağaçların gölgesi ve ferahlığı altında sevgililerin metrelerce elele yürüdüğü bir park demek isterdim ama değil maalesef :/ Amma burayı süper sevimli kılan bir özelliği var. Hayırsever ve güzel insan olduğu belli olan bir mimarın rengarenk ve rengahenk kedi komplekslerine ev sahipliği yapıyor. Birbirinden şımarık ve tatlı kedilerin yediği önünde yemediği arkasında.. İstanbul’daki apartman daireleri gibi bu kedicikler de çok katlı iki binada yaşam sürüyorlar. Kedicikler parkı…Ara ara uğrayıp bu sevimli şeylere su ve mama bırakmalı…küçük olan inanılmaz şımarık sürekli zıplayıp kendini temizliyenlerden..

kedikompleksi2
Kafayı uzatan kediyi gördünüz mü ?
kedikompleksi1
Mama kaplarının üstünde kap bizden suyu koymak sizden yazıyor.

Mıstık parkı 2000 yılında kaybettiğimiz Mustafa Eremektar adına yapılmış. Ben kendisini pek bilemedim ama anladığım kadarı ile oldukça sevilen bir karükatirist imiş. Mizah şu günlerde de anladığımız üzere çok güçlü bir silah.

MistikParkMUSTAFA-EREMEKTAR-MISTIK-ORJINAL-CIZIM-KARIKATUR__69598150_0 - Kopya

Gurme kahve de neyin nesi?

Havalar da iyice soğudu artık. Kapalı mekanların tadını çıkarma zamanı geldi.. Maalesef bizde yurtdışındaki gibi meydanlarda noel kutlamaları yapılmıyor. Sıcak şarap içme alanları gibi alanlarımız da olmadığından kapalı alanlarda kahve severler kahve içerek mesut olmaya çalışacak.

İstanbul’un her köşebaşında burun gıdıklayan kahve kokusu ve adam başına artan barista sayısının bize anlatmak istediği tek bişey var. Kahve eskisi gibi su + kahve değil artık. Gurme oldu gurme! Türk kahvesinin bile gurme versiyonları var. Bana göre ise “gurme kahve” demek artan katkı maddesi ve artan fiyat demek sadece.. Süt, süt köpüğü, kakao kahveye güzel tatlar verebiliyor ama onun dışında kahveye eklenen her şey bana göre yanlış ve kahvenin tadına zarar veriyor. Buna şeker de dahil. Hatta en saygı duyduğum ülke ve milletlerden olan Hollanda’da “Koffie verkeerd” diye ünlü bir kahve var. Bu kahve bildiğiniz “Yanlış kahve” anlamına geliyor. Çünkü doğru kahve olan kahve+su’ya göre çok fazla süt içeriyor. Bildiğiniz Latte veya  Cafe au lait aslında.

Günümüzün devasal kahve makinelerinde yapılan latteler ve macchiatoların yanında kahve+su’yu kıymetli bulmayanlar olabilir tabii. Onlar da artık rahatlıkla sokak başlarında gurme kahve yapan mekan bulabiliyorlar. Oralardaki tek mesele bitmek bilmeyen kuyruklar. Bir blogger çok güzel bir şema çizmiş. Çok beğendim:

o-COFFEE-INFGRAPHIC-900
Kumlu alan: Kahve alırken kuyrukta geçen bekleme zamanı Kahverengi alan: Sosyal medyada kahvemizi paylaşırken geçen zamanı Turuncu alan: Kahvemizi içerken geçen zaman

 

 

Evimizde dev bir kahve makinesi yoksa gideriz kahveci dükkanlarına tadım yapmak için sıra bekleriz. Kahve seçiminizi yapmaya çalışırken şunlardan birini duymuşsunuzdur eminim: Köpüksüz nan fat lütfen, ayy kremasını fazla koymuşsunuz, chai tea latte istiyorum one shot espresso da ekleyelim… Kaprisli müşterilerden bahsetmek bile istemiyorum. Baristaların başbelaları :).

Normalde kahve +su yaparak bize keyif veren güzelim kahve şimdilerde gurme kahveye dönüştü. Artık maksat kahveyi içmek değil sosyalleşmek, sosyal medyalaşmak veya başka şeyler..Kısacası görünen o ki Kahve, içimi dışındaki artıları aracılığı ile de insanlığa  hizmet vermeye devam ediyor.