Halkidiki hesaplı seyahat önerileri…

Halkidiki toplam üç yarımadadan (Atos, Sitonya, Kasandra) oluşan, denizinin doğal güzelliği karşısında nutkumuzun tutulduğu bir harikalar diyarı… Arabanız veya motosikletinize yeşil sigorta yaptırıp, Schengen vizeniz olunca İpsala sınır kapısından geçerek İstanbuldan yaklaşık 6-7 saatlik bir yolculuk sonrasında Halkidikiye erişebiliyorsunuz. Bisikletle Bulgaristandan Halkidikiye doğru yola çıkanı da gördük. Cesaretiniz varsa durmayın derim 🙂

(Otobanda bozukluk Euro bulundurmakta fayda var. Yunanistan otobanı için 3 farklı noktadan ortalama 2 Euro nakit ücret alınıyor.)

Diyeceksiniz ki Euro 5! Hesaplamaktan helak oluyoruz. Biz de öyle olduk açıkçası ve vakti zamanında Euro 3’ken ne kadar konforlu tatiller yaptığımızı hatırlayıp hatırlayıp kendimizi avuttuk.

Hala, biraz dikkatli harcama yaparak Türkiyede yapılan tatillerden daha ucuza mal etmek mümkün. Neden mi? Çünkü YUNANİSTANDA PLAJ ÜCRETİ DENEN ŞEY GENELDE YOK. (Pardon biraz ankaralı melih stayla oldu ama TR’da beni sinir eden bir uygulama bu. Hep kazıklanıyorum hissi yaşamadan Yunanistanda free free denize giriyorsun işte.) Çoğunlukla da Beachler şezlong kullanımında bir içecek almanızı talep eder ve genelde plajda ortalama soğuk bir bira ücreti 4 Euro’dur. Tiki görünümlü yerlerde 5 Euro’dur. Ama her plajın mutlaka ücretsiz girip, plaj havlunuzu serebileceğiniz, sandalyenizi, plaj çadırınızı kurabileceğiniz bir HALK PLAJI bulunuyor.

Buna diğer dikkatli harcama önlemlerini de ekleyince örneğin düşük sezonda giderseniz, her gün tavernaya gitmez iseniz, konaklama için apart tercih edip bazen kendi yemeğinizi pişirirseniz, (arabalar için ayrı park ücreti alındığından, kamping apartlar kadar ucuz olmuyor, ancak karavanınız varsa veya bisikletle gidiyorsanız kamping yapılır Yunanistanda) diğer meyveler yerine muz yerseniz (Muzun kilosu 1,11 Euro, İnanılmaz ama gerçek 🙂, iki kişi günde 50 Euro masraf ile oldukça konforlu bir deniz, kum, güneş tatili yapılır. Halkidiki önerilerime de en sevdiğim yarımada olan Sitonyadan başlıyayım.

SİTONYA YARIMADASI

Halkidikinin orta yarımadası olan Sitonya ayrıca çapı en geniş olan yarımada.Yolları Kasandra kadar muhteşem diyemeyeceğim. Dar, bol virajlı.. Her an yolunuzu keçiler kesebiliyor vs.

Sitonyada nerde kalınır?

Biz burda Neas Marmaras beldesinde muhteşem bir balkon manzarasına sahip Egeon Studios’ta kaldık. Fiyatları Mayıs ayı için 30 Eurodan başlıyor. Eleni harika bir ev sahibi. Apart şeklinde ufak bir mutfağı olduğundan basit yemekler yapmamız mümkün oldu.

Sitonya plajları

Sitonyanın her plajı bir diğerinden güzel. Arabanızı plajın girişlerindeki park alanlarına bırakıp plaja gidebiliyorsunuz. Bizim en çok beğendiğimiz plajlar:

1.Portakali Beach

2.Legomandra Beach

3. Kalogria Beach

4.Elia beach

5. Ai-Giannis Beach

6. Karydi Beach

Sitonya tarihi köyleri

Vaktiniz kalırsa plajların yanı sıra tarihi eski köylerinde birer frappe de içebilirsiniz. Hele Nikiti Old Town adeta bir Adatepe…Tarihi köy meydanındaki tavernalardan caz sesleri, İngilizce ve Almanca dillerinin birbirine karıştığı konuşmalar yükseliyor.

Diğer uğrayabileceğiniz bir köy ise Parthenonas. Burası Nikiti Old Town kadar hareketli olmasa da yüksekten deniz manzarasını izleyebileceğiniz güzel tavernalar var.

KASANDRA YARIMADASI

Kasandra yarımadası biraz daha Bodrum Çeşme karışımı gibi. Yollar düzgün ve oldukça kalabalık. Selaniğe de yakın olduğundan özellikle haftasonları Yunan gençleri burayı adeta istila ediyor. Sabaha kadar party party :). Biz daha sessiz sakin kalmak istedik. O sepeble Kryopigi köyünde Kiparisis Otelde kaldık. Buraya da geceliğine mayıs ayında 25 Euro ödedik. Bu yarımadada denizlere burun kıvırdık çünkü Sitonya yarımadasına gittikten sonra gitme gafletinde bulunduk. Oradaki denizler o kadar muhteşemdi ki sonrasında da deniz beğenemedik :).

Burun kıvırdığımız Kasandra plajına örnek 😊. Afytos Plajı.

Kasandra yarımadasında biz köyleri gezmeyi tercih ettik ve hepsine bayıldık:

1.Afytos Köyü

Aslında oldukça turistik olan bu köy hem güzel bir sahil kenarında hem de nefis manzaralı tavernalar sokağına sahip. Ara sokaklarda da dondurmacılar, zeytin satıcıları vs. var.

2.Ag.Paraskevi Köyü

Burası kesinlikle turistik bir köy değil. Geçim kaynağı zeytincilik ve arıcılık.

3. Paliouri Köyü

Burası oldukça ilginç bir yer. Turistik olsak mı olmasak mı diyor sanki.

ATOS YARIMADASI

Yarımada topluluğunun en sağında yer alan Atos yarımadası aslında ortadoks hristiyanlarının hac yeri.. En ucunda kutsal Atos dağı bulunuyor Ouranopoli kasabasından sonra yol olmadığından papaz hacı adayları bu noktadan sonra hem arınma hem ibadet hem spor maksatları ile ellerinde birbirinden şık asalar (Gandalf sopası gibi çoğu) dağa doğru uzun arınma yürüyüşlerine çıkıyorlar. Manastırlarda uzun uzun ibadet ediyorlar. Bu arada bu kutsal bölgeye kadınların girmesi yasak. Sadece erkekler randevu alarak (1 sene sonrası için ortalama) ziyaret edebiliyorlar.

Atos yarımadasında nereye gidilir?

Atos kutsal bir dağ diye Halkidikiye gelenler genelde bu yarımadaya uğramadan evlerine döner. Halbuki Ouranopoli kasabasına kadar gelmek ve deniz tatili yapmak gayet mümkün. Genelde Rus ailelerin geldiği bu kasabada akşamları gün batımı gerçekten nefis!

img_odwmhg117563281.jpg

Ouranopolide ne yenir?

Sabahları Yunanlılar gibi takılmak isterseniz frappe ve bukatza (börek) ile kahvaltı edebilirsiniz. Ouranopolinin hemen girişinde Şekeroğlu pastanesinde börek ve frappe ile güne başlayabilirsiniz. (5 Euro civarı) Fotoğraf çekelim mi? Dediğimiz Şekeroğlu amca hemen kıyafetlerini giydi geldi.

Akşamları da hemen denizin kenarında bulunan çok şık tavernalarda yemek yiyebilirsiniz (Balık + Ouzo ile birlikte ortalama kişi başı 25 Euro civarı). Etrafta da bol bol bira içip maç izleyen siyah çarşaflı uzun sakallı rahipleri görebilirsiniz. Şaşırmayın! Turistlerle ilginç bir tezat oluşuyor.

 

Ouranopolide nerede kalınır?

Hotel Theopisti bizim daha önce konakladığımız ve memnun kaldığımız bir yer.

Ouranopolide deniz

Kasabanın üç tarafı da denizle çevrili bu plajların hepsinden denize girebilirsiniz Buraya gelenler genelde günlüğü 60 Euro olan teknelerden kiralayıp karşıda sadece koyunların otladığı veya kimseciklerin denize girmediği adacıklarda tek başınıza yüzebilirsiniz.

Umarım Halkidiki yarımadaları hakkında yazdıklarım birgün işinize yarar. Sağlıcakla kalın.

Ek Notlar:

  • Tavernacılık yapmak isterseniz 2 kişi 3-4 mezeli, balıklı ve 200 ml ufak ouzolu bir masa için ortlama 30–50 Euro arası bir ücret ödersiniz.  Mezelerden Yunan usulü patlıcan salatası (patlıcanın içine feta parçaları koyduklarından) ve çıtır kabak kızartması gerçekten nefis enfes ve ouzoya çok iyi eşlik ediyor.
  • Ouzonun da Yeni rakı tadına en yakın Barba Yanni (Yeşili yaş üzüm, mavisi kuru üzümden imal ediliyor) var. Biz daha hafif olan Plumari, Ouzo Kavalas içtik çoğunlukla. Bir de Babacım Tspiro var o da fena değil. Yan masadaki Yunanlılar ne içiyorsa ondan içmek lazım aslında 🙂
  • Genelde kredi kartı bizdeki kadar yoğun kullanılmıyor.  Yanınızda nakit bulundurmakta fayda var.
20180522_170740-69714518.jpg
Portakali Beach yakınındaki ıssız koy.
20180521_195001-109460190.jpg
Hayallerdeki balkonlar…

20180522_173542-1923747176.jpg
Portakali Beach

Tayland Andaman Denizi Kıyıları: Ao Nang, Phi Phi, Koh Lanta ve Puket

Bembeyaz upuzun kumsallar, kışı yaşadığımız dönemde sıcak denizler ve birbirinden değişik tropik deneyimler yaşamak Tayland kıyılarında mümkün. Taylandın iki farklı denizi bulunuyor: Andaman denizi kıyıları ve Tayland Körfezi kıyıları. Üstelik Tayland uçak bileti hariç oldukça ucuz sayılabilecek bir ülke. Biz ilk Tayland seyahatimizde 1 aylık vizesiz seyahat süremizin ancak yetmesi sebebi ile yalnızca Andaman denizi kıyılarında Krabi, Ao Nang, Phi Phi, Koh Lanta ve Pukete seyahat edebildik. Bizim gece hayatı anlayışımız kendi kendimize bira içmek olduğundan bu yazıda gece hayatı veya cıstak cıstak eğlence değil de Andaman denizi kıyılarının gürültüsüz ve kalabalıklardan uzak noktalardan bahsedeceğim.

Ao Nang kıyıları Krabi

Tropik kıyılarla ilk buluşmamız olduğundan Ao Nang sahilinin bizim için önemi büyük. Oldukça turistik olan kasabanın üst kısmı önünde Hintli abilerin gel gel yaptığı restoranlar, publar ve gece kulüplerine ev sahipliği yapıyor. Biz ise buranın en sakin kısmı olan Nopparat Thara Plajında Cashew Nuts Bungalowsda konaklamayı tercih ettik. Geceliği 500 Baht (yaklaşık 50 TL) ödediğimiz bu bungalowlarda en ufak bir lüks yoktu ama sabah kuş sesleri, gece geckoları duymak yer yer belgesel izliyormuşçasına hareket eden hayvanları gözlemlemek bizim için oldukça eğlenceli bir deneyimdi. Eğlendirmeyen tek şey sivrisineklerdi. Hem sivrisinek tütsüsü yaktık hem her gün sivrisinek kaçırıcıyı cildimize sürdük hem de ısırıldıktan sonra yaralara ilaç sürdük ama bana mısın demediler. Sivrisinek buralarda tek sıkıntı yaratabilecek problem diyebilirim. Bu civardaki plajlarda yüzmek isterseniz sabah erken saatlerde gitmekte fayda var zira saat 15.00 sonrasında sularda çekilme başlıyor ve sahil şeridi gel-git etkisiyle neredeyse 1 km kadar içeri gidiyor. Akşam saatlerinde de çekilen suların yerlerinde yürüyüş yapan insanlar ve yengeç yavruları oluyor. Yengeç yavruları yine ayrı bir belgesel izletiyor meraklı gözlere.

IMG_20170317_160253_745

_DSC5061
Tropik sahillerle ilk buluşmamız: Neopattara plajı, Ao Nang
_DSC5086
Aynı plajın sağ taafı
IMG_20170315_121642_402
Ao Nangta konakladığımız tatlı şirin bungalow

IMG_20170319_105936_883

_DSC5397
Sular çekilmeye böyle başlıyor. Sonra buralarda yürüyüş yapılıyor

Phi Phi adaları ve civar adalar

Neopattara Plajının sonunda kalkan teknelerle Phi Phiye günlük gidip gelebiliyorsunuz. Phi Phi adası ve civarlarında konaklamak özellikle Leonardo Di Caprio’nun The Beach filminden sonra inanılmaz pahalı hale geldiğinden orada konaklayamadık. Ama tek günde gidip görmek bile yetti. Özellikle fotoğraf severler buraya bayılacak. Turları Taylandın ünlü tekneleri uzun kuyruklar veya hızlı teknelerle gitmeyi seçebiliyorsunuz. Biz beni yer yer teknelerde denizin tutması yüzünden hızlı tekneyi seçtik. İyi ki de öyle yapmışız. Nasılsa uzun kuyrukları bol bol fotoğraflayabildim. Bu tura da kişi başı 1000 Baht (Yaklaşık 100 TL) ödedik. Tur sizi Maymun adası Bambu adası ve Phi Phi gibi 4-5 yere götürüyor yüzmenize, şnorkel yapmanıza – şnorkelle rengarenk balıkları izlemek pek güzel, bissürü dora ve nemo gördük- olanak tanıyor. Hele o bol planktonlu beyaz parıldayan güzel deniz, güzelliği ile nefeslerimizi kesti.

_DSC5133_DSC5174

_DSC5305
Bambu adası sahilinden..
_DSC5270
Ağaç dalında maymun familyası hemen altındaki parlak denizde de renkli balıklar görülebiliyor..
_DSC5253
İşte o meşhur “the beach” yoğun sezonda bu halde :). Bu arada her iki turisten biri mutlaka Çinli.
_DSC5259
Uzun kuyruk tekneler fotoğraf çektirmek için ideal.
_DSC5126
Bu fotoğraflarda en ufak bir filtre bulunmuyor.

Koh Lanta

Taylandın turistik noktaları arasında seyahatler genelde minivan denilen servis türü ile icra ediliyor. Bu minivanlarla ulaşım ucuz ama oldukça beklemeli geçebiliyor çünkü dolmuş usulü gibi sizi ordan oraya bırakıp gideceğiniz rotayı üstünüze etiket yapıştırıp paketlercesine sizi taşıyorlar. Biz de Ao Nang’tan Koh Lantaya minivan ile seyahat ettik.  Arada Krabide bir bekleme istasyonunda beklemeye bırakıldık.  Neyse ki çok beklemeden Koh Lantaya kalkan minibüs geldi ve yaklaşık 2,5 saat içinde bu güzel adaya ulaşabildik. Burada yine sakin olan kısmı seçtiğimizden bigezipgelelim.biz’in tavsiyesi ile adanın en güneyinde Kantiang koyunda Kantiang Bay View Resortta konakladık. Burda Tay usulü örülmüş ahşap evlerde konakladık. Dalga seslerinde uyuduk,  hindistan cevizi ağaçları manzarasına uyandık. Akşamları karşı komşularımız olan Alman çiftle bira eşliğinde verandadan verandaya sohbet ettik. Bizden başka herkes oraya dalmaya gelmişti. Alman komşumuza göre Koh Lanta dünyada Mısırdan sonra dalmak için en iyi rotalardan biriydi.

_DSC5453_DSC5515IMG_20170321_145427_371

Puket

Andaman denizinde en ünlü rota kuşkusuz Puket olmalı. Ancak biz burayı aşarı kalabalıklığı ve tamamen şehirleşmiş olması sebebiyle pek sevemedik. Koh Lantadan yine minivanla ulaştığımız adada Patong Beach’te konaklamayı tercih ettik. Otelimize doğru yürürken masaj salonlarındaki kadınların bir yandan tatlı tatlı gülümseyerek diğer yandan da önünü çevreleyerek Barış’ı masaj salonuna davet etmeye çalıştıklarını görünce arkadan Zeyna nidasında koşarak duruma hakim oldum! 🙂 Daha sonradan farkedecektim ki bu oldukça yaygın bir durumdu. Özellikle kadınları değil de erkeklere masaj satmaya çalışıyorlar. Halbuki ailede masaj seven benim!

Buralarda konaklama fiyatları da bir tık daha pahalı biz de o sebeple işletmecisinin Çinli olduğu bir otelde konakladık. Kaldığımız bungalowlardan sonra sıcak suyu, balkonu ve imkanları ile bu otel bize oldukça lüks gelmişti.  Patong Beach’te batı tipi kahve ve yemekleri bulmak gayet kolay. Patong plajı da en az diğer plajlar kadar güzel. Burada yaşadığımız en özgün ve en eğlenceli deneyim Patong Plajından camları olmayan yerel otobüsle Puket Merkez kasabasına seyahat oldu. Bir türlü nerden kalktığı ile ilgili bilgi bulamadığımız bu renkli otobüsler plajın en başından binmek mümkünmüş.

IMG_20170326_013654_027
Patong Plajı

_DSC5699_DSC5658

_DSC5740
İşte o otobüs..

IMG_20170318_133114_499

Galeri

Seyahat etmek zengin işi değil – İskandinavya’da 15 günlük seyahat masrafları

Türkiyeli insanların sık seyahat etmelerinin önündeki en büyük engel aslında kendileri. Çünkü seyahat etmek zengin işi diye bir algı var. Sık seyahat eden birini görünce de hemen şu sorular soruluyor. Ooo zenginsin galiba…Kira gelirin mi var? Bu zenginlik nerden geliyor? Tabi ki seyahatlerin olmazsa olmaz bazı giderleri var ama seyahat etmek bir tercih ve deneyime yatırım meselesidir. Mesela son model cep telefonunun en son versiyonunu almak  yerine o parayla 15 günlük bir İskandinavya turu yapabilirsiniz. Önemli olan sezonları bilmek, tercihen biraz sezon dışında gitmek.

İskandinavya içn ise en önemli olay önceden rezervasyon imiş. Özellikle Oslo-Bergen trenine binecekseniz en az 1 ay öncesinden  minipris (en düşük fiyat) bulmak için çok erken rezervasyon önemli. Ben size bu yazımda son yolculuğumun gider hesaplamalarından bahsetmek istiyorum. Rakamlarım yaklaşık değerlerdir.

Oldukça çılgın, bol gezmeli bir 15 günlük İskandinavya turuydu. Duraklarım şu şekildeydi: Riga, Talinn, Helsinki, Oslo, Flam, Bergen, Kopenag. Buradaki temel giderlerimi tek tek yazacağım.

İstanbul Riga Uçuşu THY: 170 TL (Millerimi kullandım, vergilerini ödedim. )

Riga konaklaması: Tree House Hostel 60 TL (2 Gece konaklama bedeli, bu hostel mükemmel bir hosteldi. Eski şehrin gerçekten göbeğinde bit yoga hosteli.)

Riga Talinn otobüs bileti: 70 TL (22€)

Talinn Konaklama: Metropol Hotel 250 TL ( 2 gece 3* otel konaklama bedeli. Buradaki hostellerde iyi bir seçenek bulamadım ondan otelde kaldım. Eski şehrin ve limanın hemen yanımda konumu iyi bir otel.)

Viking Line Talinn Helsinki gemisi 80 TL ( 26 €, Baltık denizinde cruise gemisine binmedim demezsin. Tek kelime ile nefes kesici bir mini yolculuk. 2 saat sürüyor.)

Helsinki Eurohostel Konaklama 410 TL (3 gece konaklama. Eurohostel de çok iyi bir yerde. iyi bir hostel. Ama tek başına kaldığınızdan sosyalleşme olanağınız olmuyor.)

Helsinki Oslo Norwegian Airlines uçuş 90 TL ( 30 € Norwegian fırsat uçuşları çok ucuz. Biz buralarda çok pahalıya uçuyoruz.)

Oslo Cochs Pensjonat konaklama 420 TL (2 gece kralın halka açık bahçesinin hemen yanındaki bu pansiyon pek düzgün bir yerdi.)

Oslo-Flam Tren bileti 200 TL (608 NOK minipris, 1 ay evvelinden aldığım tren bileti.)

Flam Konaklama Flam Youthostel 200 TL ( 2 gece 600 NOK Tek kelime ile mükemmel bir hostel. Yüksek dağlardan süzülen şelalelerin altında elma bahçesi içinde.)

Flam-Gudvagen Feribotu 100 TL (300 NOK. Fyordların içinde bir yolculuk için yine çok iyi bir rakam. Bu deneyim gerçekten çok güzel.)

Gudvagen Bergen otobüs 100 TL (300 NOK.)

Bergen Konaklama Markeen Guesthouse 200 TL (600 NOK, Bergen evleri manzaralı, çok temiz, çok güzel, muhteşem bir işletmecilik anlayışı var. Flam Youthostel ile birlikte burası gördüğüm en iyi hostel.)

Bergen havaalanına gidiş  30 TL (100 NOK )

Bergen Kopenag Uçak bileti 60 TL (20 €)

Kopenag Konaklama Woodah Hostel 270 TL ( 600 DKK Konumu iyi ama diğer yerlerden sonra çok beğendim diyemiyeceğim.)

Kopenag-İstanbul Pegasus 300 TL (Vergiler dahil fiyat.)

Yukarıda yazdığım rakamları yanyana topladığımda yaklaşık 3000 TL gibi bir baz rakam çıkmakta. Sorularınız olur ise cevaplamaya çalışırım.

Ben bu bedel karşılığında eşsiz doğal güzellikler ve düzgün yaşam biçimleri gördüm. Bol seyahatler sizinle olsun!

11988729_10153115228577957_934105795447943868_n