Galeri

Dünyanın bazı ücra köşeleri barış ve huzur dolu, Razgrad

Tam da bu fotoğraftaki gibi sakin, sessiz ve doğal. Tek esen gürleyen şey rüzgar, belki biraz dalga sesi ve belki de bambu hışırtıları ..Özlem hep barışa ve dinginliğe..Yaşama ve yaşam hakkına.

Maldivler

Aslında ben Razgrad’tan bahsetmek isterken Maldivler ve Mac Qin adlı fotoğrafçının fotoğrafından etkilenerek onunla giriş yapıverdim. Hani razgrad huzurunu anımsatmıyor da değil zaten.  Razgrad Bulgaristan’ın kuzeyinde Tuna nehrine yakın sayılabilecek Şumen ve Rusçuk arasında kalan bir şehir. Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı bu bölgede insanlar şimdi şimdi 1989 göçünü yavaş yavaş atlatmaya ve yeni yeni karşılarına çıkan ağır kapitalist hayata ayak uydurmaya başlamış.Göçün gittsi geldisi ile zaten süpermen gibi güç kazanan bu insanlar kapitalist zülme de çok iyi dayanıyorlar vallahi. Su ve elektrik, sebze meyve inanılmaz pahalı ama internet ve et gibi bazı şeyler de şaşırtıcı ucuz. Biraz çelişkili hala deneme yanılmalar var galiba…

Hayat Türkiye’ye kıyasla oldukça yavaş akıyor. Hani bu meşhur slow movement gibi. Tabi ki herkesin çok işi gücü var, bağ var bahçe var. Bakılması geren domatesler var, salatalıklar, lahanalar, kurulması gereken turşular kompostolar var…Ama yavaş akıyor işte. Razgrad’ın tek ana caddesinde siesta zamanı kimse sokağa çıkmıyor. Zaten hani ahım şahım bir kalabalığı var diyemeyiz ama en azından kahvesini (brezilsko’sunu) cafe’lerde yudumlayan insanlar oluyor.

20150720_151646
Kahve ile birlikte gelen ruloya sarılı kağıtlardan kısmet çıkıyor.

Çürümeye devam eden dev sosyalist dönem eserleri ise hala çok çarpıcı. Bu eserlerin Razgrad’a en yakını Şumen Tepesinde bulunan ve her gelen geçenin rahatlıkla görüp vay be Sosyalist Dönem de neler yapmış diyebileceği devv Şumensko Pametnik (Şumen Heykeli) oluyor. Bulgar Sosyalist dönemi güç simgesi olan  meydanlar, dev heykeller, dev parklar, demir yumruk gibi eserleri hala ayakta durmaya çalışıyorlar. Biraz böyle bükülmüşler gibi ama ayaktalar. Binalar eğri büğrü ama İstanbul’daki apartman sistemleri orada çok eskilerden kurulmuş. Şimdi paslanmaya ve eskimeye yüz tutmuş…

Razgrad’ın en güzel yanı ise parkı. 90.000 nüfüslü bir şehir için yapılan park çok nizami bir yapı ile nerede hangi ağaçların yetiştirileceği yıllar yıllar öncesinden tasarlanmış. Şimdilerde park ellerinde pusetlerle gezen annelere ve çocuklara bir gezinti alanı oluşturuyor. Parkın hemen yanında bölge halkının gururu  PFC Ludogorets Razgrad takımının süper modern bir sahası var. 2014-2015 Şampiyonlar Ligine kalmış bu takım. Sonuçları da hiç fena değil bakınız: http://www.uefa.com/uefachampionsleague/season=2015/clubs/club=2603104/matches/index.html

Hani devv parkın yanında güzel bir stadyum. Şampiyonlar ligi maçı oynansa bile trafik tıkanmıyor,  insanların nefes alabileceği bir alan var. Ne kadar medeni geliyor kulağa değil mi?

20150720_162756

20150720_163811

20150720_164114
Park içindeki restoran

Esas beni şaşırtan parkın içinde yine sosyalist dönemde inşaa edilmiş olan yuvarlak kapalı bisiklet çalışma sahası oluyor. hani bunlar biraz eğimlidir ve hızlı giderler bisiklet sürücüleri.. Biraz betonermesi hasar görmüş aradan yabanıl otlar büyümüş ama halen çalışan bisikletçiler vardı. Parkın içinde denk geldiğimiz bisiklet yolları ve bisikletçiler ayrıca var.

20150720_164939

Güzel, huzurlu ve barış dolu bir mini kent Razgrad. Tek derdi tüm gençlerin Avrupa veya Türkiye gibi hayatın daha canlı aktığını düşündükleri yerlere göçmek ve buralarda yaşamak istemeleri. Ne kadar ironik değil mi? Halbuki şöyle ayçiçeği tarlaları, lezzetli mi  lezzetli yamuk yumuk zerdali, kavun.. Güzel şeyler bunlar.

20150720_175013
Bulgarlar kapılarına astıkları resimlerle ölülerini ilan ediyorlar.
20150720_162332
Bu aracı çok sevdim.
20150720_174557
Bu ev de Razgrad’ın bir ara sokağında.

20150711_162835
Pastoral doğa ve yemiş..Nmnm.

20150717_145712

20150718_192440
20150720_143258

20150720_145558

Gezginin uyuyabileceği birbirinden sıradışı 10 ortam

Gezgin dediğimiz insan her yerde uyuyabilir. Hava alanlarında, tren istasyonlarında, yıldızların altında, 5 yıldızlı otellerde…Neresi olursa.. Ama şu birbirinden ilginç 10 ortamda uyuyan gezgin  mest olmaz da ne olur?

1. İsveç’te herhangi bir igloo

İgloo İskandinav ülkelerinin karakteristik evleri oluyor. Bir nevi sığanak demek.  Çetin geçen kış koşullarında sığınmak için iyi bir seçenek oluşturuyor.Gezginlerin en çok ilgisini çekeceğini düşündüğüm igloo tipi ise termal camla kaplanmış olanlar. Düşünsenize, kar soğuk ve sessizliğin içinde siz sımsıcak kalabilecek ve nefes kesen kuzey ışıklarını izleyebileceksiniz.

iglo kuzey isik

 

2. Moğolistan Yurtları (çadırları)

Moğolistan’ın bitmek tükenmek bilmeyen yüksek düzlüklerinde at binmek dışında ne yapılabilir bilemiyorum ama yurtlarında kalmanın çok heyecan verici olacağına eminim. Oldukça yüksek düzlükülerde kurulan bu çadırlar göçebe yaşamın en önemli simgesi.

monolianyurt

3.Viking Hotelleri

Bolca örnekleri ve çeşitlemeleri olduğuna emin olduğum Viking konsepti temsilcilerinden bir tanesinde bir gece geçirmek oldukça ilginç olabilir.  Viking bardaklarında bira içip, masalarında oturarak eğlenip Thor çekici takmak ve kendini yarı Viking tanrısı hissetmek bünyeye iyi gelebilir.

vikingbar

4.Tren Vagonları

Yataklı trenler ve tren istasyonları hala bir çok gezginin uyuma alanlarını oluşturuyor. Ama bu sefer benim kastettiğim restore edilmiş vagonlar veya eski tren istasyonları. Örneğin vakti zamanında İstanbul’dan da geçen ünlü Orient Exprress’te kullanılan vagonlar artık konaklama hizmetlerinde kullanılıyor.  İngiltere’de bu otellerin farklı versiyonları mevcut. Bu tarihi vagonların yaşanmışlıklarını ve yolculuklarının bir kısmını deneyimlemeye çabalamak oldukça sıradışı olabilir.

trenhotel

 

5. Buz Otelleri

Ruhun sanat açlığını besleyebilecek şekilde farklı farklı  tasarlanan odaları ile buz otelleri cesur gezginlere hizmet veriyor. Eh biraz üşümek kimseye zarar vermez bence 🙂

buzotel

 

6.Dev küreler

Fotoğrafını göreceğiniz dev küre aslında bir ağaç ev. Vancouver Kanada’da bulunan bir ağaç otel serisinin evi. Bu dev kürenin mimarı Tom Chudleigh’e göre aşağıdan yukarıya doğru yıkarak inşaa etme yerine asma tekniğini kullanırsanız yok etmeden o alanda yaşayabilirsiniz. Doğa ile dost bu dev kürenin içi ve etrafı büyülü gibi. . Eminim içinde kalma da öyle olur.

devküreler

7.Jule’un denizaltı hoteli

Odanıza gitmek için 6 m scuba dalışı yapmanız gereken bir yaşam alanı desem size? Sonrasında da odanızdan rahat rahat akvaryum izler gibi denizaltını izleyebilirsiniz. Bir zamanlar su altı laboratuvarı olarak hizmet vermiş bu otel Florida A.B.D.’de..

012449-remote-hotel

 

8.Mardin taş evleri

Yazın sıcaktan koruyan, kışın da ısıyı muhafaza eden taş evler gezginler için iyi bir alternatif. Mardin taş evlerinde konaklayıp güzel bir manzaraya ve güne başlamak..

mardin-tas-evleri-2940-I3

9.Baobab kulübeleri

Bir ağaç türü olan Baobab adını taşıyan bu kulübe tipi konaklamalar Afrika’da gezginlerin ilgisini çekeceğine emin olduğum farklı bir tarz sunuyor.

Planet-Baobab-Botswana-002

 

 

10. Kanalizasyon Betonu

Avusturya  Ottensheim’da yer alan bu otel bildiğiniz beton dev kanalizasyon kanallarından oluşuyor. Tuna nehri kıyısına konuşlanmış bu otel alanının en iyi noktası ise fiyatına sizin karar veriyor olmanız. Dolayısı ile Avusturya gezginleri için uygun bir alternatif olabilir.

dasparkhotel_ottensheim

Görsem nefis olur dediğim 5 yer.. / My travel bucketlist..

Günlük rutin yoğunluk, trafik, telefonlar, toplantılar, takip çizelgesi o, şu, bu derken bir bakıyorsunuz ki tatil döneminiz geldiğinde elinizde para ve yeterince zaman olsa bile boş boş takılıyorsunuz. Son dakika zaten ne yapılır ki? Şanslıysanız biraz şehirde bisiklet sürersiniz… Belki… Ancak, elinizde  şuraya gitsem nefis olur listesi olursa o listeyi gerçekleştirmek için emek harcar ve planlamalar yaparsınız. Liste yapanlardan eksiğim kalmasın dedim ve oturdum ölmeden görsem nefis olur dediğim 5 yerin listesini yaptım.

Daily routine of traffic, telephone, meetings, sleeping, schedules, partying, social media and other daily stuff deters you from making a sound holiday / vacation plan. When the time comes you suddenly realize even if you have enough money and time for your vacation because you do not have a plan for where to go you get stuck.. What is there to do in the last minute? Maybe you can cycle.. If your home town is a bicycle friendly city. But if you have a bucketlist of your own, places that you wanna be than you can plan your life to do those wishes.. So I pushed myself, put aside my laziness and prepared my real, my own 5 destination bucketlist. here they are:

1.) Lasa / Lhasa, Çin / China- Lasa Tibet Budizminin ve Himalayalarda bolca bulunan Budist tapınaklarının ruhani merkezidir. Dalaylamanın yerinden edildiği “Pottala” sarayı buranın en gözde destinasyonu. Ancak Çin zor vize veriyor bu bölgeye. Dolayısıyla hayatında bir kere Pottala gören hacı olur sanırsam 🙂

Lasa is the spiritual center of Budhism and hometown of World’s Budhist temples.. The Pottala Palace where The Dalailama was exiled from is the top destination in Lhasa. even though China is providing restricted visa I suppose whomever get the chance to see Pottala is a pilgrim 🙂

potala-palace-at-lhasa

 

2.) Kyoto, Japonya / Japan- Kyoto bir zamanlar İmparatorluk Japonyasına ev sahipliği yaptı. Eşsiz güzellikteki elegan çay-evlerinde geleneksel şekilde çay sunumu alma ve tatma, Japon bahçelerinde gezme ve mümkünse gerçek kalitede kimono giyme, yer yatağında uyuma deneyimleri hayatımızda bir kere gerçekleşecek -once in a lifetime- deneyimlerden olabilir.

Kyoto once was the capital of Emperial Japan. I can not imagine how beautiful it would be to participate in a tea preperation ceremony, drink some tea, walk around in Japanese garden in cherry blossom time and if possible the chance to wear a real kimono, sleep on a hard ground mattress all thhese experiences might be once in a lifetime experiences.

kyoto-japan-best-hotel

3.) Rio de Janeiro, Brazilya/Brazil – Dünyanın en renkli karnavallarından birine ev sahipliği yapan Rio aynı zamanda güzel plajları ve gerçek kaslara (Türk Kasına gönderme yapılır burdan 🙂 sahip kadın ve erkeklerin sabah akşam koşularına ev sahipliği yapan şehirdir. Hani gönül ister ki buralarda favelalara da gidilsin. Ancak mahalle sakinleri müsade eder mi? Bunlar hep soru işareti tabi..

Rio that is the hometown of one of the most colorfull carnivals of the world is the home to beatuful sandy beaches and real  mussled men and women. I’ve heard that men and women exercise from dusk til down to get fit here. I also wish that I could get the chance to visit the favelas of the city but I am not sure if the residents of the favelas allow it or not.  

rio-de-janeiro

4.) Marakeş, Marakesh,Fas Morocco- Renkleri, labirent gibi koridorları, Avrupai olmayan mimarisi ile ilgi çekici bir keşmekeş olmalı Marakeş.

Red colored city, streets resembling to labyrenths and an architecture that is totally different than European one.. Marakesh is probably offering different styles for us to see…

 

marakes

 

5.) Havana, Kuba, Cuba – Geçmişten klasik  arabaların kol gezdiği, deniz kokusunun el emeği göz nuru puroların kokusuna karıştığı ve daha adil bir düzenin yegane temsilcisi olan bu şehri görmeden ölmesem çok güzel olur.

The capital where the retro cars are still used and where sea smell intermingles with the hand labour of Cuban cigars of a just order.. This might be a sight to see the last standing rrepresentation of a different romantic regime..

havana